(4857 S. K. m. 18) (5188 S. K. m. 11, 12, 14)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Yücesoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatlarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Tukaş Gıda Sanayi Ve Ticaret AŞ., davacının alt işveren işçisi olduğunu, ihale makamı olduklarını ve kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Oyak Savunma ve Güvenlik Sistemleri A.Ş., davacının güvenlik görevlisi kimlik kartının süresi dolduğu halde kursa katılmayarak yenilemediği, özel güvenlik görevlisi vasfını kaybetmiş olması ve ilgili mevzuat gereği özel güvenlik kimlik kartı olmadan istihdam edilmesi yasal olarak mümkün olmadığından ve bu duruma kendisi sebep olduğundan haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle mi yoksa geçerli nedenle mi feshedildiği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18'nci maddesinin 1. fıkrasına göre, işveren, iş sözleşmesini işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenlerle geçerli olarak feshedebilir. İş Kanunu'nun gerekçesinde hangi hallerin işçinin yetersizliği nedeniyle geçerli fesih hakkı bahşedeceği örnek kabilinden sayılmış olup bunlar; ortalama olarak benzer işi görenlerden daha az verimli çalışma; gösterdiği niteliklerden beklenenden daha düşük performansa sahip olma, işe yoğunlaşmasının giderek azalması; işe yatkın olmama; öğrenme ve kendini yetiştirme yetersizliği; sık sık hastalanma; çalışamaz duruma getirmemekle birlikte işini gerektiği şekilde yapmasını devamlı olarak etkileyen hastalık, uyum yetersizliği, işyerinden kaynaklanan sebeplerle yapılacak fesihlerde emeklilik yaşına gelmiş olma hallerdir.
Yeterlilik, bir görevi icra etmek ve görevin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmek için ihtiyaç duyulan yetenek, bilgi ve becerileri ifade eden bir kavramdır. Bu kavram, belirli bir görevi ya da rolü kabul edilebilir bir düzeyde yerine getirmek için sahip olunması gereken bilgi ve beceriyi, kısaca donanımı vurgular.
Davacının iş sözleşmesinin İşçinin mesleki yetersizliği açısından geçerli fesih nedeninin oluşabilmesi için sözleşme ile üstlenilen iş ediminin usulüne uygun ifası için gerekli olan mesleki kabiliyet ve uygunluğun iş sözleşmesinin feshedildiği anda işçide kısmen veya tamamen mevcut olmaması gerekir. Bu suretle iş sözleşmesinde tarafların edim mübadele ilişkisinin önemli ölçüde işveren aleyhine bozulması gerekir. Mesleki uygunluk yokluğu, soyut olarak ele alınmalı, somut iş ilişkisine ve bununla bağlantılı borçlanılan iş edimiyle ilişkilendirilerek değerlendirilmelidir. İşyerinde çalışma metodunun değiştirilmesi nedeniyle, işçinin, yeni mesleki eğitim alması imkânı sağlanmasına rağmen, borçlanılan iş ediminin ifası için gerekli olan mesleki bilgiyi kısa sürede kazanabilecek durumda olmaması halinde de, mesleki açıdan uygunluğun olmadığı kabul edilir.
Somut olayda; davalı işveren işyerinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olan davacının iş sözleşmesinin, güvenlik görevlisi kimlik kartının süresi dolduğu halde kursa katılmayarak yenilemediği, özel güvenlik görevlisi vasfını kaybetmiş olması ve ilgili mevzuat gereği özel güvenlik kimlik kartı olmadan istihdam edilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle feshedildiği anlaşılmaktadır. 5188 Sayılı Kanunun 11,12 ve 14. maddelerinde, özel güvenlik görevlilerinin her beş yılda bir eğitime katılarak özel güvenlik görevlisi kimlik kartı ile çalışma iznini yenilemesi gerektiği hususları düzenlenmiştir. Davacı süresi dolmasına rağmen kimlik kartı ve çalışma iznini yenileyememiş olup, bu durum işçinin mesleki olarak yetersizliği olarak nitelendirilmeli ve iş sözleşmesini fesih için haklı değil geçerli nedenin bulunduğu kabul edilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı istekleri hüküm altına alınmalıdır. Yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
MANYAS
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(İŞ MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2010/91 Esas
KARAR NO: 2012/197
DAVA: İşçi ve İşveren İlişkisinden Kaynaklanan İhbar ve Kıdem Tazminatı Alacağı
DAVA TARİHİ: 05/07/2010
KARAR TARİHİ: 05/07/2012
Mahkememizde görülen ihbar ve kıdem tazminatı alacağı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacının 28/06/2012 havale tarihli dava dilekçesi ile, davalılardan Oyak Savunma ve Güvenlik A.Ş'nin alt işveren olarak hizmet verdiği Tukaş Gıda San. Tic. A.Ş'nin Yeniköy Tesislerinde 15/12/2001 ile 08/06/2010 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalılardan Oyak Savunma ve Güvenlik Sistemleri A.Ş ile arasında düzenlenen sözleşmeye göre; 5188 sayılı özel güvenlik hizmetlerine dair yasa gereğince verilecek eğitim ve bu eğitim neticesinde verilen ruhsat giderlerinin daha önce davalı şirketçe karşılandığını, bundan sonra tarihlerde gerekli olacak yenileme eğitimleri ve ruhsat harçlarına dair giderlerin de şirketçe karşılanacağının akdedildiğini, bunun açıkça sözleşmenin 6. maddesinde yazıldığını ancak dava Oyak Savunma ve Güvenlik A.Ş tarafından yenileme eğitimi alması gerektiği ve yenileme eğitimi için gerekli gider ve masrafları da kendisinin imkanları ile karşılanması gerektiğini içerir uyarı yazısı aldığını, yenileme eğitimi almak için gerekli olan masraf ve giderlerin çalışmakta olduğu esnada aldığı ücretin üç katını bulduğunu, dava işverene durumu izah etmesine karşılık çeşitli tarihlerde bu konu ile ilgili olarak savunmalarının alındığını, haksız ihtarlar ve uyarı yazıları neticesinde haksız olarak kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmeden 08/06/2010 tarihinde işine son verildiğini, davalı işveren tarafından iş sözleşmesi hasız ve kötü niyetli olarak feshedildiğini, iş aktinde sözü edilen giderlerin davalılarca karşılanması gerektiğini, giderlerin tarafına yüklenmek istenmesi ve bu nedenle işine son verilmesinin yasaya ve iş akdine aykırı durum taşıdığını, bu nedenlerle yapılan fesih işleminin yasaya aykırı olduğunu açıkladığı bu nedenlerden dolayı yasadan doğan işçilik alacaklarının tahsil edilebilmesi için bu davayı açtığını, kıdem ve ihbar tazminatları alacakları olarak şimdilik 2.000,00 TL nin haksız fesih tarihi olan 08/06/2010'dan itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun duruşma günü ve dava dilekçesi tebliğ edilmiştir.
Davacı ve davacı vekili duruşmadaki beyanında: Dava dilekçesinin kabulü ile savanın ıblah edilmiş hali kabulüne karar verilmesini, davalı tarafın beyanlarını kabul etmediklerini beyan etmişlerdir.
Davalı Oyak Savunma ve Güvenlik Sistemleri A.Ş vekili 26/07/2010 tarihli cevap dilekçesinde; Davacının müvekkil şirkette 15/12/2001 tarihinde güvenlik görevlisi olarak işe başladığını, 5188 sayılı özel güvenlik hizmetlerine daire kanun ve uygulama yönetmeliğinin zorunlu kıldığı özel güvenlik kimlik belgesini müvekkil şirkete davacının ibraz etmemesinden yasal zorunluluk nedeni ile hizmet akdinin haklı nedenlerle fesh edildiğini, davacının iddiasının aksine ne ilk nede sonradan imzalanan ikinci hizmet sözleşmesinin hiçbir yerinde sonraki tarihlerde gerekli olan yenileme eğitim ücretleri ve ruhsat harçları şirketçe karşılanacaktır şeklinde bir düzenleme olmadığını, bir defaya mahsus yapılan bir uygulamanın aradan 5 yıl geçtikten sonra işyeri uygulaması haline geldiğini iddia etmenin gerçeklerle bağdaşmadığını, hali hazır da 5 yıllık çalışma izni dolan görevdeki diğer personelin kendi imkanlarıyla söz konusu eğitimi alıp çalışma izinlerini uzatmakta olduklarını, buna rağmen davacıya fesih tarihine kadar müteadit defalar sözlü ve yazılı olarak özel güvenlik yenileme eğitimini alması, almadığı takdirde görevine devam edemeyeceğinin hatırlatıldığını, davacının ise ısrarla söz konusu eğitimi almayacağını ifade ettiğini, bunun üzerine davacının hizmet akdinin 20/06/2010 tarihinde fesh edilmek zorunda kalındığını, bu haliyle mahkemenin davacının talebinin kabul edilecek olsa bile yasal olarak çalışma iznini ve kimlik belgesini ibraz etmediği müddetçe davacının zaten işe geri alınmasının ve çalıştırılmasının mümkün olmayacağını, ayrıca yenileme eğitim ücretlerinin davacının bahsettiği gibi maaşının 3 katı olmayıp ilgili eğitim kurumlarında 200 TL civarında olduğunu, netice itibari ile defalarca uyarılmasına rağmen bilerek ve isteyerek yenileme eğitimini almamak suretiyle istihdam edilmesinin yasal olarak önüne geçen davacının bu davranışının iş kanunun 24/2. maddesi kapsamında iyi niyetle bağdaşmadığını haklı nedenle fesih sebebi ve herhalukarda iş kanunun 18. maddesi uyarınca geçerli bir fesih sebebi olduğunu nedenle davanın reddi kararı verilmesini ve yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmişlerdir.
Davalı Tukaş Gıda San. ve Tic. A.Ş vekilinin 01/10/2010 havale tarihli cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında; Davacının yan müvekkil şirket nezdinde çalışmadığını, müvekkil şirketin İlker Yıldırım adında herhangi bir çalışanının mevcut olmadığını, davacı yanın SGK kayıtlarından da bu durumun açıkça anlaşılacağını, bu sebeple davacı açısından işveren sıfatına sahip bulunmayan müvekkil şirkete yöneltilen hukuka aykırı davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı yanın dava dilekçesindeki iddialarını tümüyle reddettiklerini, davalı OYAK ile yapılan sözleşmede bütün hak ve yükümlülüklerin ve ödenmesi gereken tazminatların oyak AŞ'ye ait olduğunun belirtildiğini, davacının bahsettiği şekilde ast işveren alt işveren durumu olmadığını, davanın öncelikle husumetten aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini, kötü niyetli davalı borçlu aleyhine HUMK m. 421 ve 422 uyarınca vekalet ücreti ve para cezasına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalat ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tanığı Eyüp Mucan beyanında: Davalı Tukaşta 2007 ile 2010 yılı Nisan ayı arasında çalıştığını, dönemde davacının da orada güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, kendisinin Nisan 2010 ayında işyerinden ayrıldığını, davacı ile çalıştıkları dönemde 620,00 TL net maaş ve 107,00 TL lik alışveriş kartı aldıklarını, güvenlik sertifikasını kendisinin aldığını, ancak öğrendiği kadarı ile davacının sertifika masraflarını çalıştığı oyak güvenlik firmasının karşıladığını, daha sonra sertifika süresi bitincede davacının işten çıkarılmış olduğunu, kendisinin çalışırken güvenlik sertifikasının süresi ile ilgili çalıştıkları oyak güvenlik firmasının ifadeleri aldığını, kartları güvenlik görevlerinin kendilerinin yenilemesini istediklerini, bildiklerinin bunlardan ibaret olduğunu beyan etmiştir.
Davacı tanığı Atakan Coşkun beyanında: Davalı Tukaşta 2002 yılından 2007 yılına kadar davacı ile beraber güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, çalıştıkları dönemde davacı ile aynı maaşı aldıklarını, asgari ücretten biraz fazla bir ücretleri olduğunu, ayrıca yemek parası olarak 90,00-110,00 TL arasında bir kart verildiğini, güvenlik sertifikalarını oyak firmasının karşıladığını, kendisinin o işyerinden istifa ettiğini, davacınında sertifika süresi dolduğundan işine son verildiğini öğrendiğini bildiklerinin bunlardan ibaret olduğunu beyan etmiştir.
Davacı tanığı M. K. beyanında: Davacı ile birlikte oyak güvenlik firmasında 2002 yılından 2010 yılı Haziran ayına kadar çalıştıklarını ve Tukaş fabrikasına hizmet verdiklerini, en son aldığı maaşın net olarak 570,00 TL olduğunu ancak bunun haricinde asgari geçim indirimi olarak 60,00 TL aldığını, oyak firmasından ayrıca yemek kartı olarak en son 103,00 TL bedelli bir kart aldıklarını, 2002 yılında sınav ile işe başladığını, başladığında davacının çalışıyor olduğunu, 2005 yılında yapılan kanun değişikliği dolayısıyla sertifika zorunluğu getirildiğini, bunun üzerine masrafı çalıştıkları Oyak firması tarafından karşılanılarak kursa gidip bu belgeleri aldıklarını, ancak süresinin Haziran 2010 yılında dolacağını, süre dolmadan firma yetkililerinin kendilerini çağırıp masrafı bundan sonra çalışanların kendileri karşılayacaklarını söylediklerini, hatta kendi rızası olmamasına rağmen baskı kurarak "güvenlik görevlisi olarak çalışmak istemiyorum" diye bir belge imzalattıklarını, Sertifikaları yeniletmeyince işlerine son verdiklerini, bildiklerinin bunlardan ibaret olduğunu beyan etmiştir.
Davalı Tukaş tanığı Fırat Zafer beyanında: Davacıyı şahsen tanıdığını, davalı Tukaşta 2002 yılından beri çalıştığını, 2007 yılına kadar davacınında çalıştığı işyerinde çalıştığını daha sonra başka bir fabrikada bir süre çalıştıktan sonra 2009 yılından beri tekrar buradaki fabrikaya döndüğünü, çalıştığı bu dönemlerde davacı oyak firmasının elamanı olarak güvenlik işini sağladığını, davacının işten ayrılma nedenini bir belge eksikliği nedeni ile olduğunu duyduğunu, ancak görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığını davacının son aldığı net maaşınında ne kadar olduğunun bilmediğini beyan etmiştir.
Davalı Tukaş tanığı Sevinç Deniz beyanında: Tukaş fabrikasında personel memuru olarak görev yaptığını, 2004 yılından beri bu yerde çalıştığını, çalıştığı dönemde davacının da işten çıkarılıncaya kadar çalıştığını, işten neden çıkarıldığını bilmediğini, bunların ödemelerini oyak'ın yaptığını, talimatlarıda oyaktan aldıklarını, fabrikada yemek ve servis olduğu zaman onlarında faydalandığını bilgi ve görgüsünün bunlardan ibaret olduğunu beyan etmiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda toplanması gereken tüm deliller toplanmış, davacıya ait işyeri şahsi dosyası, SGK kayıtları, davacının iş akdini feshine ilişkin 08/06/2010 tarihli fesih bildirimi, aynı tarihli fesih bildirimli ihtarname, hizmet sözleşmeleri, davacı ile davalı oyak savunma ve güvenlik sistemleri arasında yenileme eğitimine ilişkin yapılan yazışmalar, yenileme eğitimine katılması için davacıya verilen ihtarlar ve davacının savunma belgeleri celp edilmiş ve davacı tanıkları dinlenmiştir. Davacıya ait ibraz edilen işyeri şahsi dosyasının ve SGK kayıtları incelenmiştir.
Davalılar arasındaki 01/01/2008 tarihli savunma ve güvenlik sistemleri sözleşmesi, ekindeki protokol ve diğer belgeler ibraz edilmekle incelenmiş, Oyak Savunma ve Güvenlik A.Ş'nin Tukaş Gıda San. Tic. A.Ş'nin güvenlik hizmetlerini yürüteceğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
15/04/2005 tarihli iş sözleşmesi incelendiğinde; davacı ile davalı oyak savunma ve güvenlik sistemleri AŞ arasında imzalandığı, sözleşmenin feshi başladığını taşıyan 6 maddenin b bendinde 5188 sayılı yasanın 14. maddesi gereğince verilen eğitimler karşılığı davacının ödemesi gereken toplam 662,00-TL'nin davalı tarafından karşılanacağı, 5 yıl içerisinde sözleşmenin personel tarafından sona erdirilmesi halinde veya işveren tarafından is kanununun 25. maddesine göre fesih edilmesi halinde işçinin işverenden olan alacaklarından mahsup edileceği, işçinin alacağının bulunmaması halinde ise işçinin söz konusu meblağı derhal ödemekle yükümlü olduğunun düzenlendiği anlaşılmıştır.
Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 5188 sayılı yasa uyarınca özel güvenlik eğitimi almamış ve özel eğitimli özel güvenlik kimlik kartını yenilememiş güvenlik görevlilerinin ilgili yasa uyarınca istihdam edilip edilemeyecekleri sorulmuş, 07/03/2011 tarihli cevabı yazı ile; 5188 sayılı yasanın 11 maddesi uyarınca 5 yıl çalışma izni verileceği, 5 yıl çalışma iznini süresi sonunda iznin yenilenebilmesi için anılan yasa gereği güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanması ve aynı kanunun 14. maddesinde belirtilen özel güvenlik yenileme eğitiminin başarı ile tamamlanması gerektiği, 5188 sayılı yasanın uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 34. maddesine göre çalışma izninin yenilenebilmesi için özel güvenlik yenileme eğitimi sertifikası gerektiği, süresi sona eren özel güvenlik çalışma izni için yenileme eğitimi almadan özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Davacının savunma belgeleri incelendiğinde; sertifika için gerekli masrafları karşılayacak durumunun olmadığını, şirketin kendisine bu konuda yardımcı olmadığını, ücretin kendisinden talep edilmesinin iş sözleşmesine aykırı olduğunu, 01/01/2006 tarihinde aldığı sertifikanın bütün masraflarının şirket tarafından karşılandığını, yenileme için gerekli olan masrafların bu kez kendilerinden talep edilmesinin haksızlık olduğunu beyan ettiği görülmüş, 16/10/2009 tarihli dilekçesinde ise özel güvenlik görevlisi olarak çalışmayı düşünmediğinden eğitime katılmadığını İzmir bölge müdürlüğüne bildirdiği anlaşılmıştır.
Dosya arasında mevcut İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 26/09/2009 tarihli 63191-156157 sayılı yazısı, 63191-38183 sayılı yazısı, 63191 sayılı yazısı, 2009/60 ve 2009/70 sayılı genelgeler incelenmiş, süresi sona eren özel güvenlik görevlilerinin yenileme eğitimlerini tamamlamaları gerektiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Dosya bilirkişi incelemesine gönderilmiş, bilirkişi 23/01/2012 havale tarihli raporu ile; davacının 15/12/2001-08/06/2010 tarihleri arasında 9 yıl 3 ay 22 gün çalışması olduğunu, Oyak Savunma ve Güvenlik A.Ş ile Tukaş Gıda San. Tic. A.Ş arasındaki sözleşmeye göre davalılar arasında alt işveren üst işveren ilişkisi olduğunu, yapılan inceleme sonucunda 15/04/2005 tarihli sözleşmede davalı işverenin eğitim için davacının eğitim ücretini karşılamasının ve bu durumun sözleşmede yer almasının devamlılık arz ettiğini gösterdiğini, bu sistemin bankalarda ve özel eğitim isteyen bazı işyerlerinde uygulanan bir sistem olduğunu, teamül olarak masrafların eğitime gönderen işveren tarafından karşılandığını, davacının aldığı ücret ile böyle bir eğitimi yüklenmesinin beklenemeyeceğini, davacının haklı feshinin bulunmadığını, yapılan hesaplamada net kıdem tazminatının 9.586,45 TL, net ihbar tazminatının ise 1.644,10 TL olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili 29/03/2012 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarlarına göre davasının ıslah etmiş, ıslah harcını yatırmış, ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir.
Her ne kadar davalı Tukaş gıda sanayi ve ticaret A.Ş. işveren sıfatı bulunmadığından davanın öncelikle husumetten reddini talep etmiş ise de somut olayda davalı Tukaş gıda sanayi ve ticaret A.Ş. ile davalı Oyak A.Ş. arasında yapılan savunma ve güvenlik sistemleri sözleşmesine göre Tukaş A.Ş'nın güvenlik hizmetlerinin davalı Oyak A.Ş.'ye verildiği, davacı anılan sözleşme kapsamında davalı Oyak A.Ş'ye bağlı olarak Tukaş A.Ş.'de sözleşme kapsamındaki özel güvenlik hizmetinde çalıştığı ve yapılan işin mahiyeti de nazara alındığında davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, asıl işverenin ise alt işverenin işçilerine karşı İş Kanunu hükümleri uyarınca alt işverenle birlikte müteselsil olarak sorumlu olduğu, bu halde davacının her iki davalıya karşı dava açmasında haklı olduğu anlaşılmış, husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı ve vekili iş sözleşmesinin haksız olarak fesh edildiğini belirtmekle ihbar ve kıdem tazminatlarını talep etmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamına göre davacının oyak savunma ve güvenlik sistemleri AŞ'de 15/12/2001'li iş akdi ile güvenlik görevlisi olarak işe başladığı ve 15/12/2001-08/06/2010 yılları arasında davalı oyak savunma ve güvenlik sistemleri AŞ'nin güvenlik hizmeti sunduğu ve aralarında alt işveren asıl işveren ilişkisi olduğu anlaşılan tukaş gıda AŞ.'nin yeniköy fabrikasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, 26/06/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5188 sayılı yasa gereği özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırılacak kişilerin özel güvenlik eğitimini başarı ile bitirmesi ve çalışma izni ile kimlik kartı zorunluluğu getirilmesi nedeni ile davalı oyak savunma ve güvenlik sistemleri A.Ş. tarafından davacının iş akdinin 15/04/2005 tarihli sözleşme ile yenilendiği ve özel güvenlik eğitimi ile kimlik masraflarının sözleşmeye göre şirket tarafından o dönemde karşılandığı, 5188 sayılı yasa gereği davacının özel güvenlik izninin dolması nedeni ile yenileme eğitimine katılması gerektiğinden davacıya durumun ihtar edildiği, davacının ise daha önce bir kez şirket tarafından karşılanması nedeni ile yenileme eğitimi masraflarının şirket tarafından karşılanması gerektiğinden bahisle yenileme eğitimine süresi içinde katılmadığı ve 16/10/2010 tarihli dilekçesi ile özel güvenlik görevlisi olarak çalışmayı düşünmediğini beyan ettiği, yenileme eğitimine katılmaması nedeni ile iş akdinin 08/06/2010 tarihinde oyak güvenlik sistemleri A.Ş. tarafından yazılı fesih bildirimi ile feshedildiği anlaşılmıştır.
5188 sayılı yasa ile özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edileceklerin özel güvenlik temel eğitimini bitirmiş olmaları ve 5 yıllık çalışma süresi sonunda yenileme eğitimi alarak çalışma iznini uzatma zorunluluğu getirilmiş, bu durumda her 5 yılda bir yenileme eğitimi ile eğitim alınması ve çalışma izni ile güvenlik kimlik kartının yenilenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı oyak savunma ve güvenlik sistemleri A.Ş.'nin ise davacının süresinin dolması nedeni ile yenileme eğitimine katılması için gerekli ihtaratları yapmasına rağmen davacının eğitime katılmadığı, davacının iddia ettiği gibi iş akdinde daha sonraki tarihlerde yenileme eğitim ücretleri ile ruhsat harçlarının davalı tarafından karşılanacağına dair her hangi bir düzenleme mevcut olmadığı, dosya kapsamı ve iş akdinden anlaşıldığı üzere bir defaya mahsus olmak üzere 5188 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra eğitim ve ruhsat ile kimlik masraflarının davalı oyak savunma ve güvenlik sistemleri A.Ş. tarafından karşılandığı, şirketin teamül oluşturacak bir uygulamasının olmadığı, ayrıca şirketin eğitim masraflarını karşılama zorunluluğunun da bulunmadığı, bu halde davacının yenileme eğitimini almaması ve kimlik kartını yenilememesi halinde güvenlik görevlisi olarak çalışmaya yasal olarak devam etmesi imkanının bulunmadığı, davacının yenileme eğitimini almamak suretiyle çalıştırılmasının yasal olarak önüne geçtiği ve davacının bu davranışının haklı ve geçerli fesih sebebini oluşturduğu, davalı oyak savunma ve güvenlik sistemleri A.Ş. tarafından yapılan feshin haklı fesih olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişinin raporu ise hukuki değerlendirmeler ve hesaplamalar yönünden kararda esas alınmamıştır.
Davacının davasında haksız olduğu, yazılı olarak bildirilen feshin haklı ve geçerli olduğu anlaşıldığından davacının davasının reddine dair karar verilmiş, açıklanan gerekçe ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının ihbar ve kıdem tazminatı talepli davasının REDDİNE,
2-Bu dava nedeni ile alınması gereken 21,15 TL karar ve ilam harcından davanın başında peşin yatırılan harç ve ıslah harcı olmak üzere toplam 169,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 148,55 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı Tukaş Gıda San. Tic. A.Ş tarafından yapılan 3 adet tebligat giderinden oluşan 21,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı Oyak Savunma ve Güvenlik Sistemleri A.Ş tarafından yapılan 1 adet tebligat giderinden oluşan 7,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Davalı Tukaş Gıda San. Tic. A.Ş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 1.347,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-Davalı Oyak Savunma ve Güvenlik Sistemleri A.Ş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 1.347,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmadığı anlaşılan bakiye 1,60 TL gider avansını kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, davacının ve davacı vekilinin yüzüne karşı, davalılar vekillerinin yokluğunda kararın davacı vekili açısından tefhim tarihinden itibaren, davalı vekilleri açsından ise tebliğ tarihinden itibaren 8 günlük yasal süre içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere TÜRK MİLLETİ ADINA karar verildi. 05/07/2012 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy