(4857 S. K. m. 17, 20, 24, 27)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Karar: Hüküm süresi içinde davalı B... Telekomünikasyon ve Dağıtım Ltd. Şti. Avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı iş sözleşmesinin zorla, baskı yapılarak istifa belgesi imzalattırılarak haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı davacının kendi isteğiyle ayrıldığını savunmuştur.
Mahkemece, her ne kadar davacının istifa dilekçesi verdiği savunulmuş ise de bunun gerçek ve hür iradesini yansıtmadığı, davacının tazminatlarını alabilmek için baskı altında anılan belgeyi düzenleyerek imzalamak zorunda kaldığı, gerçekte işverenlik tarafından yapılan fesih işlemi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifasıyla sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı sebeple iş sözleşmesini derhal feshi 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı Kanunun 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
Somut uyuşmazlıkta; davacı el yazısıyla düzenlediği istifa dilekçesinde kendi isteğiyle işten ayrıldığını belirtmiştir. İşten çıkış sebebinin istifa olarak gösterildiği ibranameyi de ihtirazi kayıtsız imzalamıştır. İstifa tarihinden 1 hafta önce davacının ihtarname düzenleyerek ücret alacaklarını davalıdan talep ettiği ve 3 gün içerisinde işçilik alacaklarının ödenememesi halinde yasal yollara başvuracağını belirttiği görülmektedir. Davacı tanığı H. E. ve D. iş yeri çalışanı olup, davacının işten çıkarıldığın veya istifa etmesinin söylendiğini duymadığını beyan etmiştir. Davacı istifa dilekçesini baskı altında imzaladığını kanıtlayamamıştır. Davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 Sayılı Kanun'un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 26.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy