(4857 S. K. m. 18, 20, 21, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi H. C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatıyla boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının işyerindeki gişe görevlisine 54.000,00 TL borçlu olduğu ağabeyinin kredi kartını kullandığı, maaşının beş katından fazla piyasaya borcu bulunduğu bu konuda daha öncede ihtar edildiği harcamaları arasında pavyon giderlerinin bulunduğu iş sözleşmesi bu sebeplerle feshedildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının borcunu karşılayacak kadar malvarlığının bulunduğu, bankanın ticari itibarını gölge düşürecek bir davranışının bulunmadığı pavyon giderlerinin kişisel harcamaları olduğu ve bu harcamaların çalışma ortamında olumsuz bir etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 Sayılı Kanun'un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 Sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının davalı banka şubesinde müdür olarak görev yaptığı işe 27.4.1999 tarihinde girdiği, 10.11.2009 tarihli fesih bildiriminde davacının daha önce uyarıldığı halde gelirine oranla daha fazla borçlandığı, bireysel kredi kartı hesabına 74.703 TL borcu bulunduğu, kart ekstresinde 12 adet pavyon harcaması giderinin bulunduğu dikkate alındığında davacıya karşı güvensizlik ortamı oluştuğu görevini yapmada sakınca görüldüğünden tazminatlarının ödenerek iş sözleşmesinin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının aylık ücretinin beş katından fazla borçlanması konusunda 11.7.2003 tarihinde müfettiş incelemesi sonucunda ihtar cezası verildiği, Bilirkişi davacının borcuna yetecek malvarlığı bulunduğu değerlendirmesini yapmış ise de, davacıya ait iki adet araç olduğu belirtilmiş ancak araçlardan biri üzerinde banka kredisi sebebiyle ipotek konulduğu değerlendirilmemiştir. Öte yandan davacı, bankanın şube müdürü olup gelirinden fazla borçlanması banka için her zaman risk oluşturacaktır. Güven ve itibar kurumları olan bankanın bu şekilde durumu risk oluşturan personelle çalışması beklenemez, kaldı ki davacının işyeri yönetmeliğinde gelirine ve malvarlığına oranla aşırı borçlanma halini sürekli devam ettirme ve borçlarına bağlı yükümlülüklerini zamanında yerine getirmeme halinin cezayı gerektirdiği yönündeki düzenlemeyi bilecek durumda da olduğundan davacının tekrar eden eylemi karşısında iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshi işlemi yerinde olup aksi kanaat ve bilirkişinin eksik değerlendirmesine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi bozma sebebidir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 Sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1) Mahkemenin yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 14.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy