(6762 S. K. m. 116) (6102 S. K. m. 102) (6100 S. K. m. 20, 114, 115)
Dava: Davacı, ihbar, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, yıllık ücretli izin, haftasonu çalışma, dini ve resmi bayram alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, davanın görevsizliğine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde 2.8.1999 tarihinden iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği 1.7.2011 tarihine kadar şube müdürlüğü pozisyonunda görev yaptığını, önce sigortalı olarak 3-4 ay davalı şirketin Yenidoğan şubesinde müdür olarak çalışmakta iken zamanla muvazaalı ve dayatılan sözleşmelerle diğer işçilerin işvereni konumuna getirildiğini, en son olarak davalı işyerinin Gölcük şubesinde şube müdürü olarak çalıştığını, yaklaşık 12 yıllık çalışma hayatı sonrası hiçbir tazminatını almadan işine son verildiğini, çalışma koşulları sebebiyle ruhi ve psikolojik bütünlüğünün de zarar gördüğünü ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, müşteri tazminatı, ödemek zorunda kaldığı Sosyal Güvenlik Kurumu ve vergi borcuna dair zararlara karşılık tazminat, manevi tazminat, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücretinin davalıdan tahsiline ve davalıya verilen teminat senedinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, 31.8.2010 tarihli vekalet sözleşmesinin kapsamı, tarafların hak ve yükümlülüklerine göre bu sözleşmenin iş sözleşmesi olmayıp "acentelik sözleşmesi" olduğunu, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığından davanın görülmesinin Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girdiğini ve talep konusu tüm alacakların zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bir sözleşmenin hizmet ya da vekalet olduğu hususunda kuşkuya düşüldüğünde, vekalet sözleşmesi olduğunun kabulünün gerektiği, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmayıp uyuşmazlığın vekalet sözleşmesinden kaynaklandığını ve uyuşmazlık konusunun ticaret mahkemesinin görev alanında bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Mülga 6762 Sayılı T.T.K.m. 116/1'e göre acente; "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye" denir. Buna göre acente, sözleşmelerde aracılık etmek ve sözleşmeleri işletme adına yapmak üzere iki faaliyette bulunmaktadır. Aynı Kanunun 116. maddesinin 2. fıkrasında aracı acente hakkında tellallık, işletme adına sözleşme yapma yetkisini haiz acente hakkında komisyon hükümlerinin, bunlarda da hüküm bulunmaması halinde vekalet hükümlerinin tamamlayıcı hüküm olarak kullanılması gerektiği belirtilmiştir. Benzer hüküm 6102 Sayılı T.T.K.nun 102. maddesinde de düzenlenmiştir.
Acentenin tanımından da anlaşılacağı üzere en önemli unsuru ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya hizmetli gibi tacire bağımlı olmamasıdır. Acente kendi faaliyet düzenini, çalışma saatlerini ve zamanını serbestçe tayin edebiliyorsa bağımsız sayılır. Acente, bağımsızlık ilkesi gereği, kural olarak işletmenin masraflarını ve rizikosunu bizzat taşımalı, kendi personelini kendisi tayin etmeli, kendi firmasına dair antetli kağıtları kullanmalı, kendi ticari defterlerini tutmalı, müşterilerini kendisi seçmeli kısaca kendi ticari işletmesini bağımsız bir tacir sıfatıyla işletmelidir. Bu sebeple müvekkili acenteye faaliyet ve çalışma düzenine dair olarak idari nitelikli emir ve talimat veremez.
Davacı, işverenin şubeleri acenteye çevirdiğini ve şube müdürleriyle muvazaalı şekilde acente sözleşmeleri imzaladığını ileri sürmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, acentede kullanılacak tüm araçların davalı şirket tarafından temin edileceği, acentenin kargo taşımacılığına dair davalı tarafça verilen yetki kapsamında hareket edeceği, yönetim hakkının davalı şirkette olduğu, davalı şirketle davacı arasında yapılan acentelik sözleşmesinin T.T.K.m.116ya uygun bulunmadığı, gerçekte şube müdürü olan çalışanlara acente sıfatı verilmek suretiyle davalı işverenin işyerindeki faaliyetini sürdürdüğü, acente olarak gösterilen kişinin bağımsız bir tacir sıfatıyla hareket etmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı işçi başlangıçtan itibaren davalı şirketin işçisi olduğundan mahkemenin görevsizlik kararında isabet bulunmamaktadır.
Kabule göre de, 6100 Sayılı H.M.K.nun 20, 114/1 -c, 115/2. maddelerine göre mahkemenin görevli olmadığının anlaşılması halinde görevsizlik kararıyla birlikte dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddedilmesi gerekirken bu husus kararda yer almamıştır. Davacı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları yerinde görüldüğünden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy