(2709 S. K. m. 48, 49) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki kıdem tazminatı alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Av. Feti Ün geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Karar ve Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına gore, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YEREL MAHKEME KARARI
Davacı, dava dilekçesinde özetle, davalı çalışanın firmaları bünyesinde 04.08.2000-15.07.2011 tarihleri arasında çalıştığını, 04.07.2011 tarihli istifa dilekçesi ile 15.07.2011 tarihi itibariyle işten ayrılmak istediğini, 15 yıllık sigorta süresiyle 3600 günlük prim ödeme gün sayısını doldurma koşullarını karşıladığından kıdem tazminatını talep ettiğini, davalı çalışana 23.838,61 TL tutarındaki kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığını, ancak davacının çok kısa bir süre içinde firmaları gibi kuvars esaslı kompoze taş üretimi ve imalatı yapan P... İnşaat San. ve Tic. AŞ bünyesinde çalışmaya başladığını, davalı çalışanın dayanak yaptığı fesih sebebinin amacının yaşlılık aylığını yaş nedeniyle beklemek zorunda olan işçilerin çalışma olmaksızın işten ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilme hakkına dair olduğunu, ancak davacının ilgili hakkı kötü niyetle kullandığından bahisle davalıya ödenen kıdem tazminatının ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ise savunmasında özetle, davacı firma bünyesinde sağlıksız çalışma ortamında çalıştığını, firmanın adil olmayan davranışları sonucunda emekliliğe hak kazanmış olması nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirdiğini, yıpranan işinden ayrılarak kendisini toparlayabilmek gerekse de aldığı kıdem tazminatıyla kendisine yeni bir iş alanı oluşturarak bozulan aile içi birliğini yeniden sağlamak amacıyla işyerinden ayrılmak durumunda kaldığını, işyerinden ayrıldıktan sonra tanıdıklarının tavsiyesi üzerine şu an çalıştığı P.. Yüzey Tasarımları AŞ yöneticileriyle görüştüğünü, daha iyi çalışma şartları olduğunu gördüğünü, hemen karar vermediğini, ailesiyle görüşerek onlarında da yoğun baskı ve teşvikleriyle yeni şirketinde çalışmaya başladığını, Anayasa'nın 48 ve 49 uncu maddelerinin çalışma hürriyeti dikkate alındığında çalışma hakkına sınır konamayacağından bahisle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekilinin ibraz ettiği uzman görüşü başlıklı Prof. Dr. Nurşen Caniklioğlu'nun 20/2/2012 tarihli mütalaası incelenmiştir.
Davacının ibraz ettiği İş yeri dosyasıyla İzmir SGK İl Kurumundan gelen SGK HDC kaydı incelenmiştir. SGK İl Müdürlüğünden gelen 17/3/2012 tarihli ve 16/4/2012 havale tarihli emeklilik konusundaki yazılar incelenmiş ve tarafların gösterdikleri tanıklar usulünce dinlenmişlerdir. Dosya bilirkişiye verilmiş bilirkişi Av. Tuncer Öncü yaptığı inceleme sonunda verdiği raporunda da belirttiği gibi davalı çalışanı yaşlılık aylığı almak için işten ayrıldığını davacıya beyan etmesine karşın davalının işten ayrıldıktan 3 gün sonra benzer mahiyette başka bir firmada çalışmaya başladığı görülmekle davalı çalışanının kıdem tazminatına hak kazanmaksızın işten ayrıldığı ve hakkın kötüye kullanıldığı kanaatine varıldığından davanın kabulü ile; 23.838,61 TL brüt kıdem tazminatının ödeme tarihi olan 15/7/2011 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmişse de Mahkememizin bu kararı Yargıtay tarafından bozulmuş olmakla bozmaya uyulmuştur.
Davalının somut olayda 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için 4/7/2011 tarihli istifa dilekçesiyle kıdem tazminatı alarak iş yerinden ayrıldığı davalı 15/7/2011 tarihine kadar çalışmasını sürdürmüş bu tarihte iş yerinden ayrılmış ve 3 gün sonra da başka bir işverene ait iş yerinde çalışmak üzere işe başlamıştır davacının iş yerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötü niyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Kanunda tanınan bu hakkın amacı iş yerinde çalışarak yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılıyla prim ödeme süresine ait yükümlülüklerini tamamlamış olan işçinin emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkansızlık tanımaktır. Davacının ödenen kıdem tazminatının iadesine ilişkin talebinin bu nedenle yerinde olmadığı anlaşıldığından Yerinde olmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Hüküm: Yerinde olmayan davanın REDDİNE,
Alınması gereken red harcının mahsubuyla fazla yatırılan 329,75 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Davalının yatırdığı 1062 TL harcın davalıya karar kesinleştiğinde iadesine,
Davacının yaptığı yargılama giderinin takdire üzerinde bırakılmasına,
Davalının yapmak zorunda kaldığı 82 TL giderle 2860,63 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tefhimden itibaren 8 gün içerisinde Yargıtay Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06.05.2013 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy