(4857 S. K. m. 1, 2, 4) (507 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili, genel tatil, yıllık izin ücreti, ücret alacağı ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin görev yönünden reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren nezdinde 01.06.2009 tarihinden beri şoför olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, usul yönünden görevsizlik ve yetkisizlik itirazında bulunmuş, esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, somut olayda 4857 sayılı İş Kanun'u hükümlerinin uygulanmayacağı gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenlerle işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
4857 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz.
507 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde İster gezici olsun ister bir dükkan veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticari sermayesiyle birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer ve gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, ayni niteliğe (sermaye unsuru olsun olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleriyle bunların yanında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin 1 inci maddede belirtilen amaçlarla kuracakları dernekler bu kanun hükümlerine tabidir denilmektedir.
507 sayılı Kanun, 21.06.2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 76 ncı maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesiyle diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Kanun'a yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde 507 sayılı Kanun'a yapılan atıf, 5362 sayılı Kanun'a yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkartanımı değiştirilmiştir. Yeni Kanun'un 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkarla Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesiyle birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlarla vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. 507 sayılı Kanun'da yazılı olan geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin sözcüklerine yeni yasada yer verilmemiştir. Yeni yasanın değinilen hükmü karşısında, 21.06.2005 tarihinden sonraki dönem açısından İş Kanununun kapsamı belirlenirken, geçimini münhasıran bu işten sağlama ölçütü dikkate alınmamalıdır.
5362 sayılı Kanundaki düzenlemeyle esnaf ve tacir ayrımında başka ölçütlere yer verilmiş olup, kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük yapanların da ekonomik sermayesi, kazancının tacir sanayici niteliğini aşmaması ve vergilendirme gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir. 507 sayılı Kanun döneminde esnaf sayılan kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişilerin de bu yeni ölçütler çerçevesinde esnaf sayılmama ihtimali ortaya çıkmaktadır. Ekonomik faaliyetini daha çok bedeni çalışmasına dayandıran düşük gelirli taksi ve minibüs işletmesi sahiplerinin esnaf olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtmek gerekir.
Somut olayda, servis aracı işletmeciliğinin, Esnaf ve Sanatkarla Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu kararıyla esnaf faaliyeti kapsamına alındığı, fesih tarihinde davalı işyerinde çalışan işçi sayısının iki olduğu ve buna göre 4857 sayılı Kanun'un 4/ı maddesi gereğince İş Kanunu'nun uygulanmayacağı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, yapılan araştırma eksik ve hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece, davalının vergi kayıtları getirtilmeli, esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olup olmadığı, hangi esasa göre defter tuttuğu, ekonomik faaliyetini sermayesiyle birlikte bedeni çalışmasına dayandırıp dayandırmadığı ve kazancının tacir niteliğini kazandıracak miktarda olup olmadığı araştırılmalı, yukarıdaki ilkeler ve değişen yasal düzenlemeler göz önünde tutularak taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy