(1475 S. K. m. 41) (4857 S. K. m. 41, 47, 57) (6098 S. K. m. 132) (818 S. K. m. 21, 23, 31)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatili, yıllık izin ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacının davalı şirketin işçisi olarak davalı Belediyeye ait işyerinde şoför olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı alacağı olduğunu, ulusal bayram ve genel tatillerle hafta tatillerinde çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, yıllık izinlerini tam olarak kullanmadığını, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretiyle yıllık izin ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ederek artırmıştır.
Davalı Kartal Belediyesi vekili; davanın Belediye yönünden husumet sebebiyle reddi gerektiğini belirterek davanın husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Davalı Selçuk İnşaat vekili; Davacının iş akdinden doğan tüm alacaklarının ödendiğini, bu hususun ödeme belgeleri ve ibranameyle sabit olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı şirkette şoför olarak çalıştığı, davalı Belediye başkanlığıyla davalı şirket arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davacının dava dışı şirketler nezdindeki kesintisiz çalışmaları dikkate alındığında davalı şirketin son yüklenici olarak devralan son işveren olduğu, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma yaptığı, yıllık izin ücreti ve genel tatil ücreti alacağı olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalılar temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
İbra sözleşmesi, İsviçre B.K.'nun 115. maddesinde düzenlendiği halde, karar tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı B.K.'nda bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı B.K.'nda düzenlenmiş olup, 132. maddesine göre Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.
6098 Sayılı B.K. 1.7.2012 tarihinde yürürlülüğe girmiş olup belirtilen tarihten sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Başka bir anlatımla 6098 Sayılı B.K.'nun yürürlüğe girmediği dönem için ibranamenin geçerliliği sorunu. Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Feshi izleyen bir aylık süre içinde ibraname düzenlenememesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılması zorunluluğu 1.7.2012 tarihinden sonra düzenlenecek ibra sözleşmeleri için geçerlidir.
İbra sözleşmesi çalışma ilişkilerinde ibraname adıyla yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır. İbra sözleşmelerinin geçerliliği sorunu, İş Hukukunda işçi yararına yorum ilkesi çerçevesinde değerlendirilmiş ve ağırlıklı olarak Yargıtay kararları ışığında bir gelişim izlemiştir.
İşçi emeği karşılığında aldığı ücret ve diğer parasal haklarıyla kendisinin ve ailesinin geçimini temin etmektedir. Bu açıdan bakıldığında bir işçinin nedensiz yere işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. İş Hukukunda ibra sözleşmeleri dar yorumlanmaktadır. İşverenin işçiye olan borçlarının asıl sona erme nedeni ifa olarak ele alınmaktadır. Borcun sona erme şekillerinden biri olan ibra sözleşmelerine İş Hukuku açısından sınırlı biçimde değer verilmektedir.
Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmelerinin geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmiş sayılmalıdır. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulaması bu yöndedir.
İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez.
İbranamenin geçerli olup olmadığı 1.7.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 Sayılı B.K.'nun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya 3. şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde ibra iradesine değer verilemez.
Öte yandan 818 Sayılı B.K.'nun 21. maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
İbranamedeki irade fesadı hallerinin 818 Sayılı B.K.'nun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir. Ancak işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi de mümkün olmaz. Bu sebeple işveren tarafından işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtlarıyla çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise geçerlilik sorununu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi uygulanmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede irade fesadı halleri ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır.
İşçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından borcun sona erdiğinden söz edilemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunmayla çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunmayla çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
Somut olayda, davacının 4.3.2010 tarihli imzalı ibranameyle tazminat ve alacaklarını aldığını, kıdem, ihbar tazminatıyla yıllık izin ücretinin ödendiğini, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiğini beyan ederek tüm alacaklarından feragat ettiğini, işvereni ibra ettiğini bildirdiği, alacaklarının ödenmesi için ibranamenin zorla alındığını ileri sürmüş ise de buna dair delil bulunmadığı, ibranamenin fesih tarihinden sonra düzenlendiği, davalının savunmasıyla çelişmediği, kıdem, ihbar tazminatlarıyla yıllık izin ücreti olarak ödenen miktarların belirtildiği, diğer alacakların ise teker teker sayıldığı anlaşılmış olup, mahkemece, ibraname, kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti yönünden makbuz niteliğinde sayılarak diğer alacaklar yönünden geçersiz sayılmış ise de, kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti yönünden makbuz niteliğinde olduğu, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti yönünden borcun ibra yoluyla sona erdiğini gösteren ibraname niteliğinde olduğu kabul edilerek, fazla çalışmayla ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerektiği düşünülmeden hatalı yorumla yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 07.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy