MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacı iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle sona erdiğini, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece,bozma ilamına uyularak,bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, kanuni süresi içinde davalı Bakanlık tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Dosya içeriğinden, ilk kararın Dairemizce, “Davacı emeklilik sebebiyle iş sözleşmesini feshetmiş ise de, yaşlılık aylığı bağlandığına dair Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen belgeyi işverene bildirip bildirmediği dosya kapsamından
anlaşılamamaktadır. Anılan belgenin işverene bildirip bildirmediği araştırılarak, işverene bildirilmiş ise bildirim tarihi belirlenerek, fesih tarihinde bildirim yapıldığının tesbiti halinde, kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren, bildirim yapılmamış ise dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.Davacı, dava dilekçesinde 2009 yılına kadar yıllık izinlerini kullanmadığını beyan etmiştir. Buna göre, 1999 yılındaki işe başlama tarihide dikkate alınarak on yıllık, yıllık izin ücreti hesaplaması yapılması gerekirken, onbir yıl üzerinden hesaplama yapılarak talebin aşılması doğru değildir. Mahkemece, davacının 01.12.1998 tarihinde işe başladığı kabul edilmiş ise de, dosya içerisinde buna dair yazılı belge olmadığı gibi şahitlerinde işe başlama tarihi hakkında açıklayıcı beyanda bulunmadıkları anlaşılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında işe başlama tarihi 01.02.1999 olarak görülmektedir. Bu durumda, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının aksi eşdeğerde delillerle tereddüde yer vermeyecek şekilde ispatlanmadığından, davacının işe başlama tarihinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 01.02.1999 tarihi olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.” gerekçesiyle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulduğu,davacının emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğine dair belgeyi işverene verdiğine dair belgeyi dosyaya sunmadığı anlaşılmaktadır.
Kıdem tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120 maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği 1475 sayılı Kanun'un 14/11. maddesinde öngörülmüştür. O halde faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Bu noktada, iş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde 1475 sayılı Kanun'un 14/3. maddesine göre işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarih olmalıdır.
Somut olayda, davacının emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğine dair belgeyi işverene verdiğine dair belgeyi dosyaya sunmadığı dikkate alındığında,kıdem tazminatına dava tanihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının ikinci bendinin silinerek yerine,“2-Bilirkişi raporunda açıklandığı gibi, 11.457,77 TL Net kıdem tazminatının dava tarihi olan 01/03/2012 gününden itibaren bankalarca 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte, ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 10.12.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy