MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 26.10.2000 tarihinden itibaren oto bakım ve tamir ustası olarak çalışmaya başladığını, ancak sigortasının 06.01.2001'de başlatıldığını, işlerinin kötüye gittiğini, işyerini başkasına devredeceğini söyleyerek davacıyı işten çıkartığını hatta ortak edeceği bahanesi ile davacıya aldırdığı malzemelerin de işyerinde kaldığını belirterek davalıdan kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacakları isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, müvekkilinin emekli polis olduğunu, davacı yanısıra dava dışı ...'in ortak olarak çalıştığını, 2005'e kadar üst katta kendisini acente işlettiğini, diğer ikisinin alt katta tamirhane işlettiğini, kendisinin onlara iş gönderdiğini, onların da kendisinden mal aldığını, işyeri masraflarını yarı yarıya ödediklerini, 2005 sonrası tam ortak olduklarını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin 2. fıkrası ve 4. maddesinde belirtilen ayrık durumlar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanun’un uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava "iş mahkemesi sıfatıyla" açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda, asliye hukuk mahkemesi ara kararı ile "iş mahkemesi sıfatıyla " baktığını belirterek davaya bakmaya devam eder.
İşçinin İş Kanunu kapsamında kalmaması halinde iş mahkemesine açılan davada, dava dilekçesinin görev nedeni ile reddi ve davanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının 1 bendi uyarınca, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz.
507 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “İster gezici olsun ister bir dükkan veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar ticari sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer ve gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, ayni niteliğe (sermaye unsuru olsun olmasına) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleriyle bunların yanında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin 1. maddede belirtilen amaçlarla kuracakları dernekler bu kanun hükümlerine tabidir” denilmektedir.
507 sayılı kanun 21.06.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 76.maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin 2. cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı yasaya yapılmış sayılacağı da açıklanmıştır. Bu durumda İş Kanunu’nun 4. maddesinde 507 sayılı yasaya yapılan atıf, 5362 sayılı yasaya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni yasanın 3.maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri olarak belirtilmiştir. 507 sayılı yasada yazılı olan “geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin” sözcükleri yeni yasada yer verilmemiştir. Yeni yasanın düzenlemesi karşısında artık 21.06.2005 tarihinden sonra İş Kanunu’nun kapsamını belirlerken, “geçimini münhasıran bu işten sağlama” ölçütü dikkate alınmamalıdır.
5362 sayılı yasadaki düzenleme ile esnaf ve tacir ayrımında başka ölçütlere yer verilmiş olup kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük yapanların da ekonomik sermayesi, kazancının tacir sanayici niteliğini aşmaması ve vergilendirme gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir. 507 sayılı yasa döneminde esnaf sayılan kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişilerin de bu yeni ölçütlerr çerçevesinde esnaf sayılmama ihtimali ortaya çıkmaktadır. Ekonomik faaliyetini daha çok bedeni çalışmasına dayandıran düşük gelirli taksi ve minibüs işletmesi sahiplerinin esnaf olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtmek gerekir. Dairemizin 2008 yılında vermiş olduğu kararlar bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD. 28.4.2008 gün 2008/ 3568 E, 2008/ 10904 K.).
5362 sayılı yasanın 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde 4857 sayılı yasanın 4/ı bendi uyarınca, üç kişinin çalışması halinde bu işyeri iş kanunun kapsamının dışında kalmaktadır. Maddede üç işçi yerine “üç kişi”den söz edilmiştir. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını da kapsamaktadır. İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri İş Kanununa tabidir.
Somut olayda, Mahkemece ‘...işyerinde 2 kişi çalıştığı bu nedenle esnaflık dolayısıyla Mahkememizin görevli olmadığı savunmaktaysa da daha önce davalı tarafın verdiği dilekçelerden de anlaşılacağı üzere işyerinde muhasebe işlerine bakan ... isimli üçüncü bir işçinin daha bulunduğu, bu nedenle Mahkememizin görev alanında bir işyeri niteliğinde olduğu değerlendirilmiş,’ gerekçesiyle esasa girilmiş ise de ... 2005 yılına kadar davalı işyerinde çalışmış olduğunu beyan etmiştir. Davacının çalıştığı tüm dönem boyunca yukarıda belirtilen işçi sayısı şartının gerçekleşip gerçekleşmediği dosya içeriğinden anlaşılmamaktadır. ... kayıtları getirtilip gerekirse tanıkların bu hususta ayrıntılı beyanı alınarak çalışan işçi sayısı açıklığa kavuşturulmalıdır. Toplam çalışan sayısının 3ü aştığı dönemler yönünden iş mahkemeleri görevli olduğundan yargılamaya devam edilmelidir. Ancak belli dönemlerde çalışan işçi sayısı üçü aşmıyor ise söz konusu dönem yönünden tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmelidir.
3-Taraflar arasında ortaklık işçi-işveren ilşkisi bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda, davacı taraf, "26.10.2000 tarihinde oto tamir ve bakım ustası olarak çalışmaya başladıklarını ve 06.01.2012 tarihinde sigortaya bildirim yapıldığını ve davalının kendilerini iş yerine ortak yapacağını vaat etmesine rağmen bu sözünü yerine getirmediğini ve müvekkilinin kendi parasıyla aldığı malzeme ve takımların da davalıda kaldığını ve davalının iş yerini kapattığını" ileri sürmektedir.
Davalı vekili ise; "işyerinin kapanmasından önce, bodrum + giriş + birinci kattan oluşan işyerinin giriş katı oto tamir - kaporta için davacı ve ortağı olan ... tarafından, birinci katının ise yedek parça satışı için davalı taralından kullanıldığını, tamire gelen araçların yedek parça tamirinin müvekkilinden, parça için gelen araçların ise aşağı kattaki tamirhaneye yönlendirilmesi şeklinde sistem kurulduğunu, sanayi bölgesi olan Ostim'de iki - üç katlı olarak inşa edilen işyerlerinde bu şekilde çalışılarak, tek vergi levhası ve çalışma ruhsatı altında yasal prosedüre uygun olarak çalışılmak suretiyle tüm zorunlu giderlerin paylaşıldığını savunmuştur. Mahkemece, ‘..Her ne kadar davalı taraf işveren olmadığını savunmakta ise bilirkişi raporlarında da gösterildiği şekilde davacı ile arasında işveren işçi ilişkisi kurulduğu, gerek tanık gerek ... kayıtları ile açıktır.’ gerkçesiyle işçi işveren ilişkisi kabul edilmiştir. Tanıklar taraflar arasındaki ilişki hakkında farklı beyanlarda bulunmuşlardır. Davalı tarafça davacıya ve davalıya ait cari hesap ekstreleri, davacıya ait olup da davalının hesabından yapılan ödemelere ilişkin belgeler, günlük kasa hareket defteri, Kasa defteri örnekleri sunulmuş olup ortaklık iddiasını kanıtlamak için güvence senetleri, davacı tarafından bastırılan ve her iki tarafın ismini taşıyan kartvizitler ve bu kartlarda her iki tarafın telefonlarının bulunduğu, davacının ev kirası ve sonradan aldığı evin kredi taksitleri için davacıya gider yazılmak suretiyle davalının banka hesaplarından ödendiğine ait dekontlar, davacının evine alınan eşyaların telefon - ... - su - faturalarının davacı hesabına gider yazılmak suretiyle banka hesaplarından ödenmesi ile ilgili olduğu belirtilen banka dekontları, davalı işyerine ait ... faturasının davacı tarafından taksitlendirildiğine ilişkin senetler (abone davacı görünüyor ancak hangi adrese ait fatura olduğu anlaşılamayan) sunulmuştur. Davalının söz konusu delilleri incelenerek savunma üzerinde durulmalı, muhasebe kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, tanıklar tekrar dinlenerek beyanlardaki çelişkiler sorulup açıklığa kavuşturulmalı, davalı işyerine ait olduğu iddia edilen davacı üzerine kayıtlı görünen ... aboneliğinin davalı iş yerine ait olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup bozma sebebidir.
4-Birleşen dosya yönünden hüküm kurulmaması hatalı olmuştur. Ayrıca birleşen dosya yönünden 2. bend uyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğunun tespit edildiği dönemler yönünden alacak talebinin niteliğine göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy