MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekili ile süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının kötü niyetli olarak kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini ve aidat borcunu ödemediğini, tahsili için yapılan icra takibinin itiraz ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, 13.273,00 TL alacağın tahsiline ve %40 inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili , müvekkilinin istifa etmesi nedeniyle aidatlardan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davalının kooperatife ödenmemiş aidat borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, 1.835,00 TL asıl alacak 2.4722,00 TL gecikme faizi ve 1.954,00 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hüküm, temyiz eden davalı vekiline 23.09.2009 günü tebliğ edildiği halde, hüküm HUMK’nun 432.maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 09.10.2009 tarihinde temyiz edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas,1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Kural olarak davalı, üyesi olduğu davacı kooperatifin belirlediği aidat borçlarından, istifa etmiş olsa da istifa tarihine kadar sorumludur. İstifa tarihinden sonra aidat borçlarından sorumlu değil ise de istifadan sonra takip tarihine kadar davacı kooperatifin birinci kısmında bulunan dairesi nedeniyle genel hizmetlerden yararlandığına göre, bu yararlanmanın karşılığı olan genel giderlerden de sorumlu olacaktır. Bu durumda, mahkemece açıklanan hususlar üzerinde durulup, davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Diğer yandan BK' nun 84. maddesi hükmüne göre, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun, yaptığı kısmi ödeme alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebilir. Bu ilke, aksi yönde bir genel kurul kararı alınmadıkça veya davalı kooperatifte aksi yönde bir uygulama bulunmadıkça, kooperatif alacaklarında da uygulanır.
Bu durumda, mahkemece, davalının yaptığı ödemelerin sunulan makbuzlar ve kooperatif kayıtları göz önüne alınarak , BK’nun 84. madde uygulamasını da denetime elverişli şekilde ortaya koyan yeni bir bilirkişi raporu alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu ilke ve açıklamaları karşılamayan, yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna ve re’sen yapılan hesaba dayalı eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 15.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.