MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. ... ... gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkil kooperatifin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davalı tarafından müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, ödeme emri tebliği üzerine imzaya ve borca itiraz ettiklerini, davalının, 26.06.2002 tarihli devir sözleşmesi ile ortaklık hissesini devrettiğini, devir işleminin 10.08.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edildiğini, ortaklık payının devri ile yönetim kurulu üyeliğinin kendiliğinden sona erdiğini, dava konusu bonoların 01.10.2002 tarihini taşıdığı ve davalı tarafından kötü niyetli olarak kendi lehine düzenlendiğini, çift imza kuralına uyulmadığını, 1163 sayılı yasanın 59/6 maddesine göre davalının kooperatifle ticari ilişkiye giremeyeceğini, muhasebe kayıtlarında böyle bir borcun bulunmadığını ileri sürerek, asıl davada, 30.09.2003 vade tarihli, 25.894,13 TL tutarındaki senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, en az % 40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen davada ise 30.07.2003 vade tarihli 7.756,00 TL tutarındaki senetten ötürü borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, 1.163,00 TL miktarındaki tahsilatın istirdadına, en az % 40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilene karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bononun, davalı kooperatif kayıtlarında yer aldığını, kayıtsız, şartsız ödeme taahhüdü içerdiğini, iptal edilmeyen yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının bağlayıcı olduğunu, tasfiye kurulu üyesi olan davalının temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini ve en az % 40 icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklık sıfatı sona eren davalının kooperatif yönetim kuruluna seçilme olanağının bulunmadığı, dava konusu bonoların ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra düzenlendiği, davalının imzasının bulunması nedeniyle kooperatifi ilzam edemeyeceği, bonolara ilişkin dayanak belgelerin bulunmadığı, birleşen dosyada davalı tarafından 1.163,40 TL'nin tahsil edildiği gerekçesiyle, asıl davada 25.894,13 TL tutarındaki bonodan ötürü davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, birleşen davada 7.756,00 TL tutarındaki bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, 1.163,40 TL miktarındaki ödemenin 23.02.2004 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy