MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kooperatif ortaklığının tespiti, tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı ...'den davalı kooperatifteki payı ile kooperatifçe inşa edilen dairelerden 2. kısım E Blok 7 nolu daireyi devraldığını, devir sonrası kooperatife karşı aidat ödeme yükümlülüklerini yerine getirerek genel kurullara katıldığını, müvekkilinin aidat ödemesini aksatması üzerine aidat borcunun ödenmesinin kooperatifçe istendiğini, buna rağmen kooperatifin yeni yönetiminin müvekkilinin ortaklığını kabul etmediğini ileri sürerek, müvekkilinin kooperatif ortağı olduğunun tespiti ile davalı kooperatifçe inşa edilen konutlardan ... Mahallesi 1247 ada, 18 parselde kayıtla 2.kısım E Blok 7 nolu dairenin müvekkili adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Konut Yapı Kooperatifi vekili, dava konusu dairenin kooperatif ortaklarından ...'ya ait olduğunu, davacının kooperatif ortağı olmadığını, kooperatifin eski başkanının kooperatifte ait taşınmazları yasal olmayan işlemlerle ortak olmayan kişileri ortak gibi gösterip satarak menfaat temin ettiğini, davacının bu durumu bilinmeden genel kurula kabul edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının, davalı kooperatifçe inşa edilen konutu 21.09.2000 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalı kooperatif başkanlığından satın alarak ortaklık için kooperatife başvurduğu, yönetim kurulunca ortaklığa kabul edildiği, aidat borcunu ödemesi için davacıya ihtarlar gönderildiği, davacının ortak sıfatıyla genel kurul toplantısına katılarak oy kullandığı, davacının payını devraldığı davalı ...'ye davalı kooperatifçe gönderilen ihtarnamede, payını davacıya devrettiği, kooperatifte kalan alacağını almasının istendiği ve davacının kooperatif ortağı olduğu, ancak taşınmaz üzerinde 1998 yılında kat irtifakı kurulduğundan ayni hakkın devrine ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle taşınmaz devrinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının, davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespit ve tesciline, tapu iptal ve isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kooperatif ortağı olduğunun tespiti ile dava konusu edilen dairenin davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davacının kooperatif ortağı olduğunun tespitine, tescil isteminin reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir.
1163 sayılı yasanın 2/2. Maddesinde göre; "yapı kooperatifleri ile konusuna taşınmaz mal temliki dahil bulunan diğer kooperatiflerin anasözleşmelerinde ortaklara taşınmaz mal temlik edilebileceği hakkındaki taahhütler başka bir resmi şekil şartı aranmadan muteberdir." hükmü yer almaktadır. Mahkemece devir tarihi ve davacının üyelik tarihi itibariyle dava konusu dairenin kimin adına kayıtlı olduğunun araştırılıp, sonucuna göre de söz konusu hükmün somut olayda uygulanabilir olup olmadığı tartışılması gerekir.
Dava konusu daire kooperatif adına kayıtlı ise bu dairenin davacı veya payını devraldığı kişiye usulüne uygun şekilde tahsis edilip edilmediğinin saptanması gerekmektedir. Anasözleşmenin 62. maddesi uyarınca, konutlar, maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kurayla dağıtılır. Ancak 59. maddenin 2. fıkrası uyarınca, konutların ortaklara önceden dağıtılması halinde kuraya başvurulmaz. 59. maddeye göre yapılan tahsisin genel kurul kararına dayanması, genel kurul kararı bulunmuyorsa yapılan tahsisin sonraki genel kurulda itiraza uğramadan benimsenmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, yönetim kurulu, genel kurul kararına dayanmaksızın ortaklara daire tahsis edemez. Şayet bu şekilde bir tahsis yapılmışsa bunun geçerli bir tahsis olduğu kabul edilemez. Bu durum karşısında, dava konusu dairenin usulüne uygun olarak davacı veya davacının devir aldığı ...'e veya başkasına bir tahsis edilip edilmediği, tahsis edilmişse tahsis dayanağının hangi işlem olduğunun kooperatif kayıt ve belgeleri üzerinde gerekirse konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla belirlenmelidir. Dava konusu dairenin, davacıya veya payını devraldığı kişiye geçerli bir işlemle tahsis edildiği saptandığı takdirde, davacının akçalı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin ve kooperatife borcu bulunup bulunmadığının da kooperatif kayıtları üzerinde yapılacak incelemeyle belirlenerek dava konusu dairenin, davacı adına tescil veya tespitine karar verilip verilmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy