MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin üyesi olduğu davalı kooperatifin borcu olduğundan bahisle talep üzerine yasal haklarını saklı tutarak ödemede bulunduğunu, ancak kooperatifin müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, takibe konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek müvekkilinin senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalıya ödediği miktarın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, teftiş kurulu tarafından yapılan denetimde davacının senetteki imzasını kabul ettiğini, davanın bir yıllık süre içerisinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporuna, uyulan bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre, davacının istirdat talebine konu miktarı davalıya icra takibinden önce haricen 02.05.2005 tarihinde ödediği, bu nedenle davanın genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının teftiş kuruluna verdiği 15.05.2002 tarihli beyanında senetteki imzayı ve borcun eşine ait olduğunu kabul ettiği, bozma kararından önceki davanın 18.07.2006 tarihinde açıldığı, davalının zamanaşımı def’inin de gözetilerek BK’nun 66. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve aynı kanunun 62. maddesi kapsamında davacının hataya düşmediği, borcu bilerek ödediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 16.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.