MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinin tesbiti davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılından beri davalı kooperatifin üyesi olduğunu, bir süredir çeşitli nedenlerle müvekkilinin kooperatifle ilgilenemediğini, sonrasında kooperatif yöneticileri tarafından müvekkiline üyeliğinin sona ermiş olduğunun söylendiğini, ancak ihraca ilişkin olarak müvekkiline her hangi bir tebligat yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine, haklarının devamına ve ihraç kararı var ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortaklık hakkına dayalı taleplerin beş yıllık zamanaşımına tabi olması nedeni ile davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının 1996 yılından beri ortaklık ilişkisini koparmış olduğunu, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği için hakkında ihraç kararı alınarak uygulandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ihraç kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olduğundan geçersiz ihtarlara istinaden verilmiş olan ihraç kararının doğru olmadığı ve davanın makul sürede açıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının kooperatif üyesi olduğunun tespitine karar verilmiş; temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Yüksek 11. Hukuk Dairesi nin 13.05.2010 tarihli ilamı ile, davacının 2000 tarihinden beri ortaklık payının kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediği, haklarını kullanmadığı, faal olan kooperatifle en az beş yıl hiç ilişki kurmamasının ortaklık ilişkisinin bittiğinin davacı tarafından da kabul edilmiş olmasına rağmen, TMK' nun 2. maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde işbu davanın açılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyularak, bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 18.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.