MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, aidat borçlarını ödemeyen davalı aleyhine genel haciz yolu ile başlattıkları takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, itirazın iyiniyetli olmadığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %40 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı kooperatifin üyesi olduğunu, aidatlarını düzenli olarak yatırdığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 4.750,00 TL asıl alacak ve 1.020,00 TL gecikme faizi ve yıllık %120 faiz oranına itirazında haksız olduğu, borcun likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, aidat borcunun tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalıdan talep edebileceği ana para alacağı hesap edildikten sonra, takipte 8.000,00 TL ana para alacağının tahsilinin talep edildiği, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davalının takipte 3.250,00 TL ana para borcunu kabul edip bu kısmı icra harç ve giderleri, işlemiş yasal faizi ve vekalet ücreti ile birlikte ödediğinden davalı borçlunun 4.250,00 TL ana para borcuna itirazının yerinde olmadığı görüşünün bildirildiği, bilirkişinin esas aldığı 8.000,00 TL ana para borcu içerisinde takip tarihi olan 21.10.2010 tarihinde henüz muacceliyet kesbetmeyen 2010 yılı Aralık ayı aidatının da bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, mahkemece takip tarihi itibariyle muaccel olmayan Aralık ayı aidatının istenemeyeceği gözetilerek bilirkişiden bu hususta ek rapor alınarak oluşacak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 03.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.