MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalıların yöneticisi olduğu ... Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olduğunu, dairelerin çok uzun zaman öncesinde teslim edilmiş olmasına rağmen yöneticiler yüzünden ferdi mülkiyete geçilememesi ve müvekkilinin ekonomik problemleri nedeni ile üyeliğinin devri için gerekli tüm belgelerin davalılara teslim edilmesine rağmen, kanunun ve anasözleşmenin davalılara yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyerek devir işlemini haksız olarak yapmadıklarını, bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi sorunlar yaşadığını ileri sürerek talebe konu maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, işbu davanın kooperatife yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilleri olan kooperatif yöneticilerine dava açılamayacağını belirterek husumet itirazında bulunmuş, davacı tarafın esasa ilişkin beyanlarının da doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı kooperatifin yöneticisi oldukları, alınan kararların kooperatif adına hareket edilerek alındığı, davanın kooperatif tüzel kişiliğine yöneltilerek açılması gerektiği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif yöneticilerinin haksız eylemlerine dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Kooperatifler Kanunu’nun 62. maddesi ve yine aynı kanunun 98. maddesi yollaması ile; TTK’nun 336. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasden veya ihmal ile yerine getirmedikleri takdirde oluşacak zararlardan ortaklara karşı da sorumludurlar. Bu sorumluluklarının saptanması için doğrudan yönetim kurulu üyelerine husumet yöneltilmesi mümkündür. O halde mahkemece Kooperatifler Kanunu’nun 62. maddesi ve TTK’nun 336. maddesi uyarınca işin özüne girilerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA,peşin harcın istek halinde iadesine, 25.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy