MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife ihtarnameler göndererek, kendisine tahsis edilen konutu, dava dışı üçüncü kişiye sattığını ve kooperatiften istifa ettiğini bildirdiğini, buna rağmen davalının haksız aidat ve gecikme faizi talep edebilmek için, kooperatif üyeliğinin devam ettiğini iddia ettiğini ileri sürerek, davalı kooperatife 5.000,00 TL borçulu olmadığının tespitine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava tarihi itibariyle davalı kooperatife, 4.855,00 TL aidat 36.392,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.247,60 TL borçlu bulunduğu gerekçesiyle, asıl alacak yönünden 145,00TL borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Dava, davalı kooperatife borçlu bulunmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Kooperatifler Kanunu ve anasözleşmenin aynı 13. maddesi gereğince, kooperatif üyesi istifa isteğini noter aracılığıyla kooperatife bildirdiği tarihten itibaren çıkma gerçekleşir. Ortak çıkma tarihine kadar aidat borcundan sorumlu olup istifa tarihinden sonra kendisine tahsis edilen daireyi iade etmeyip yararlanmaya devam etmesi halinde genel gider, alt yapı giderlerinden sorumluluğu devam eder. Mahkemece, kooperatifler hukuku konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla kooperatif defter, belgeleri üzerinden inceleme yapılarak, davacının noter aracılığıyla istifasını bildirdiği tarihe kadar tüm aidatlardan, sonrasında konuttan yararlanmaya devam etmesi halinde genel giderlerden sorumlu olacağı dikkate alınarak, davacının bu ilke çerçevesinde sorumlu olduğu borç miktarı bilirkişi raporu ile belirlenerek, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.