MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 25.12.1997 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşmeye konu arsanın yetmişbeş paydaşından birisi olduğunu, sözleşme kapsamında davalıya bir dairenin tahsis edildiğini, buna rağmen davalı tarafça diğer paydaşların da muvafakatlarını almak suretiyle arsanın halen müvekkiline devredilmediğini ileri sürerek, sözleşmenin iptali ile feshine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde sözleşmenin yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendi edimlerini yerine getirmediğini, müvekkile tahsis edilen dairenin tapusunun müvekkil adına tescil edilmediğini, müvekkilinin diğer paydaşların muvafakatlarını alması şeklinde bir sorumluluğunun bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmeye konu taşınmazın davalı haricinde de paydaşlarının olduğu, diğer paydaşların sözleşmede taraf olmadığı, bu nedenle söz konusu sözleşmenin geçerli olmadığı, geçerli hale gelebilmesi için diğer paydaşlarla da aynı konuda sözleşme yapılması gerektiği, diğer paydaşlarla da yapılan sözleşme ya da sözleşmelerin sunulmadığı, geçersiz olan sözleşmenin feshine karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 25.12.1997 tarihli daire karşılığı inşaat vaadi ve satış sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle keşif sırasında dava konusu taşınmazın boş olduğunun ve herhangi bir inşaat yapılmadığının tespit edilmesine ve diğer paydaşların davacı kooperatif ile sözleşme yaptıklarına ilişkin bir iddia ve savunma bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 17.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy