MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin, dava dış... Sahil Konut Yapı Kooperatifi'nin ortakları, davalıların ise bu kooperatifin önceki yönetim kurulu üyeleri ile denetçileri olduğunu, 16.06.2002 tarihli genel kurulda davalıların ibra edilmediğini ve hesap tetkik komisyonu kurulmasına karar verildiğini, komisyon üyelerinin yaptığı inceleme sonucu davalıların gerçeklere ve hukuka aykırı eylem ve işlemleri sonucu kooperatifin 2001 yılı Kasım ayı sonu itibariyle toplam 109.663,69 TL zarara uğratıldığının belirlendiğini ileri sürerek, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla Türk Ticaret Kanunu'nun 309 ve devamı maddeleri gereğince hesap tetkik komisyonu raporuyla ortaya çıkan 109.663,69 TL zarardan şimdilik 12.000.00 TL' nin zararların doğum tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan alınıp kooperatife ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., 31.05.2001 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna seçildiğini, Kasım 2001 tarihinde istifa ettiği halde istifa talebinin Nisan 2002 de işleme konulduğunu, bu süreçte de birkaç karar ve ödeme evrakı dışında hiçbir işleme katılmadığını, iddia edilen eylemlerin önceki dönemlere ilişkin olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, ...,... ve ...'ın dava konusu dönemde yönetici olmadığını, davalı....'nin de son üç aylık dönemde bir yöneticinin istifası nedeniyle yedek listeden yönetici olduğunu, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin zimmetinde para olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalı... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulüne dair verilen kararın,... dışındaki davalılar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2006 tarih ve 2005/9886 Esas, 2006/13687 Karar sayılı ilamıyla, bozulması üzerine, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalıların belgelenemeyen giderler toplamının 42.086,92 TL, yapılan ancak belgesi ibraz olunamayan imalat tutarının, 58.332,59 TL olduğu, belgesiz yapılan imalatların, belgelenemeyen giderleri fazlası ile karşıladığı, davalıların haksız fiilleri sonucu kooperatifin Zararının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarafların ortağı olduğu dava dışı kooperatifin önceki yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerine karşı açılmış sorumluluk davasıdır. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtildiği gibi, kooperatif için harcandığı davalılar vekillerince savunulan ve “belgesiz harcama” olarak nitelendirilen harcamalarla iligili olarak, mahallinde yapılacak keşif sonrası, gerçekte bu harcamaların yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bu kalem işlerin harcamalarına dair başka gider olup olmadığı, başka bir ifade ile belgesiz harcama kalemlerinin mükerrer ödeme olup olmadığı; ödenmek durumunda kalınan vergi cezalarının hangi döneme ait olduğu, bu dönem içerisinde kooperatif kasasında yeterli nakit olup olmadığı; serbest meslek makbuzu düzenlenmemiş olmakla birlikte, bahsi geçen giderlerin gerçekte yapılıp yapılmadığının tüm kooperatif kayıtları ve genel kurul tutanakları incelenmek suretiyle tesbiti, davalıların sorumluluk kararını gerektirir haksız eylemlerin varlığının belirlenmesi halinde yine bozma kararında belirtildiği şekilde dava konusu zarar verici eylemlerin hangi tarihte oluştuğu, davalılar arasında görev dağılımı olup olmadığı hususları dikkate alınarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, keşif yapılmayıp, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporlarına dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 266/1. maddesi "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" hükmünü içermektedir. HMK'nun 281 ve 282. madde hükümlerinde de hakimin bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edeceği, ancak bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor ya da sözlü açıklama isteyebileceği gibi, başka bir bilirkişiden rapor alabileceği öngörülmüştür. Somut olayda, 12.09.2011 tarihli bilirkişi raporu ile bu rapora dayanak yapılan 10.11.2008 tarihli rapor, hükme esas alınamayacak derece eksik incelemeye dayalı, yetersiz ve denetime elverişsizdir. Ceza dosyasında düzenlenen 10.11.2008 tarihli bilirkişi raporunda; 01.10.2004 tarihli bilirkişi raporunda zimmet miktarı olarak belirlenen 69.560,62 TL hesaplamayla ilgili olarak, hesaba katılmayan miktarlarda sanık ve tanık açıklamalarına göre isabet bulunmadığı, bu giderlerin dahil edilmesiyle açığın 42.086,84 TL ye düşeceği belirtilmişse de bu giderlerin ne olduğu ve miktarları belirtilmediği gibi, bu giderlerin tarafların iddiaları ve sunulan deliller çerçevesinde hesaplamaya dahil olup olmayacağına kararı verecek olan mahkemenin yerine geçerek, sanık ve tanık açıklamaları kriter yapılarak, rapor düzenlenmesi doğru değildir. Diğer yandan, bu raporda hesaplama yapılırken 10.12.2007 tarihli bilirkişi raporundaki belgeye bağlanmayan işler tutarının, 58.332,59 TL olduğu kabul edilmişse de, 10.12.2007 tarihli bilirkişi raporundaki belgeye bağlanmayan işler tutarı 58.332,59 TL değil 33.445,59 TL dir. Bozma sonrası işbu dosyada düzenlenen 12.09.2011 tarihli bilirkişi raporunda, dosyadaki raporların içerikleri belirtildikten sonra ...'nın ceza davasında sunduğu 25.12.2005 tarihli dilekçesi ve ekleri dosya ile birlikte değerlendirilerek denilip, fakat anılan dilekçede belirtilen itirazlar ve ekleri tartışılmadan görüşün sunulması raporu denetime elverişsiz hale getirdiği gibi, dayanak yapılan 10.11.2008 tarihli bilirkişi raporundaki açık eksiklikler ve yanlışlar irdelenip tesbit edilmediğinden hüküm kurmaya yetersiz hale getirmiştir. Bu durumda; mahkemece, öncelikle davaya dayanak gösterilen 04.09.2002 tarihli hesap tetkik komisyonu raporunun 7 nolu bendinde belgesiz ve mükerrer kayıt olarak açıklanan kalemlerin, hangi harcamalara ilişkin olduğu sunulan deliller çerçevesinde belirlendikten sonra, işin çözümünde teknik veya
özel bilginin gerekliliği sonucuna varılmış ve bilirkişiden rapor alınması gerekli görülmüş olmasına göre bozma ilamı gerekleri yerine getirilip yeni bir bilirkişi heyetinden, yukarıdaki bilgiler ışığında, raporlara itirazları da karşılayacak açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak uygun sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.