(2709 S. K. m. 141) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle davalılar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri imzalandığını, ruhsat işlemleri tamamlandığı halde sözleşmeye göre devredilmesi gereken arsa paylarının devredilmediğini, davalıların ilgili kuruluşlar nezdindeki işlemleri imza atmamaları nedeniyle tadilat ruhsatı alınamadığını ve sözleşmeye göre verilmesi gereken vekaletnamelerin müvekkiline verilmediğini ileri sürerek, bu nedenlerle uğranılan maddi zarar için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsiliyle arsa paylarının tapu devirlerinin gerçekleştirilmesine ve gerekli vekaletnamelerin müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A. S. vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı H. S., sözleşmeye göre arsa payı devri için kat irtifakı listesinin yapılması gerektiğini, oysa yüklenicinin sözleşmeye bağlı olarak inşaat yapmadığını, ikinci etap arsa payı devri için gerekli koşulların oluşmadığını, sözleşmede tüm işlemlerin arsa sahiplerinin katılımıyla yapılmasının kararlaştırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın, 10 günlük kesin süre içerisinde zarar kalemleriyle taleplerinin ne olduğu konusunda açıklayıcı beyanda bulunması ve bunlara ilişkin delillerini sunması için ihtar edildiği, ancak ihtar gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine dair verilen ilk karar, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 13.04.2010 tarih ve 39 E, 2126 K. sayılı ilamıyla, mahkeme gerekçesinde davacı şirketin tazminat istemi dışındaki taleplerinin neden reddedildiğinin açıklanmadığı, kararın gerekçe bölümünde diğer istemlerden hiç söz edilmediği, Anayasa'nın 141. ve HUMK'nun 388. ve 389 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerce verilen kararların gerekçeli olması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmelerin feshedilmemiş olması ve kat irtifakının kurulması sırasında davalı arsa sahiplerinin de vekaleten temsil edilmiş olmaları da dikkate alınarak, davacı tarafın tazminat istemi dışındaki diğer talepleri konusunda da araştırma yapılarak gerekçeli şekilde bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, her ne kadar sözleşmede inşaatın tek blok halinde 14 kat olarak yapılacağı kararlaştırılmışsa da davalıların kat irtifakı kurulması sırasında iki blok halinde inşaat yapılmasına rıza gösterdikleri ve buna göre ruhsat alınarak inşaata başlandığı, davacı yüklenici tadilat projesi için arsa sahibi davalılardan vekalet istemişse de yapılacak tadilat konusunda arsa sahiplerini yeterince bilgilendirmediği, tadilat projesinin mutabakatla hazırlanması gerektiği, bu bakımdan arsa sahiplerinin bu konuda vekalet vermekten imtina etmelerinin sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, öte yandan inşaat ruhsatı alındıktan sonra değişen projelere göre henüz paylaşım yapılmadığından gelinen aşama itibariyle arsa sahiplerinin tapu devri yapmaktan kaçınmalarının da haklı nedene dayandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davada, tazminat istemi dışında, tadilat ruhsatının alınması için gerekli yetkinin verilmesiyle taraflar arasındaki sözleşmelere göre gerekli şartların oluştuğundan bahisle tapuda devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi istenmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 23.10.2013 ve 30.01.2004 tarihli sözleşmelerin varlıkları ve kapsamları çekişme konusu olmadığı gibi, sözleşmeler halen ayakta bulunmaktadırlar. Anılan sözleşmelerin içeriğine göre, inşaatın tek blok halinde ve zemin artı 13 katlı yapılması kararlaştırıldığı halde, yerinde inşaat ruhsatı da alınmak suretiyle iki ayrı blok inşa edildiği, bunlardan A blokta; 8 kat ve 8 adet bağımsız bölüm, B blokta ise; 9 kat ve 21 adet bağımsız bölüm bulunduğu belirlenmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 13.04.2010 tarih ve 39 E, 2126 K sayılı bozma ilamında da değinildiği üzere, yapılan iki blok halindeki inşaat, sözleşmede kararlaştırılan inşaat biçimine uygun değilse de, davalı arsa sahipleri, noterde kat irtifakına esas bağımsız bölüm listesi oluşturulması sırasında vekaleten temsil edildiklerinden, iki blok halinde yapılan inşaata rıza göstermiş sayılırlar.
Sözleşmelerin halen fesih edilmediği ve geçerliliklerini sürdürdükleri tespit edildikten sonra, sözleşme hükümleri doğrultusunda tarafların hak ve borçlarının belirlenmesi asıldır. Her iki sözleşmede de arsa sahiplerinin inşaatla ilgili bütün işlemlerin yürütülmesi için yükleniciye vekaletname vermeleri gerektiği kararlaştırılmıştır. İnşaat halen sürmekte olup yüklenicinin bazı işlemleri yapabilmesi için yetkiye ihtiyacı olacağı tabidir. Nitekim davada da bu amaçla tadilat projesi yapma hususunda yetki istenmiştir. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı yandan açıklama istenerek hangi hususta tadilat yapılacağı belirlenmeli, belirlenecek tadilat isteminin sözleşme, ruhsat ve imar mevzuatına uygunluğunun tespiti halinde, yükleniciye yeterli mehil verilerek tadilat projesini hazırlatması ve ibrazı istenmeli, ibraz edilecek tadilat projesi bilirkişi incelenmesine sunularak, herhangi bir engeli bulunmadığı takdirde, tadilat projesini onaylatması için yükleniciye yetki verilmeli, bunun yanında, davacı tarafından mevcut inşaat ruhsatının yasal süresinin dolduğu ifade edilmekle ve doğal olarak tadilat işleminden önce bu işlemin yaptırılması gerektiğinden, yükleniciye ayrıca ruhsat yenileme konusunda da yetki verilmesi hususu düşünülmeli, keza tescil istemi konusunda ise yasal ve fiili duruma göre, mevcut bağımsız bölümlerin, taraflar arasında noterde düzenlenen bağımsız bölüm listesiyle paylaşıldığı gözden kaçırılmadan, yükleniciye tadilat projesi yapılması hususunda yetki verilmesi halinde tadilatın kapsamı ve mahiyeti de nazara alınarak ve ferağ konusunda sözleşmelerde kararlaştırılan iradeye göre tescil konusunda da bir karar verilmelidir.
İzah edilen yönler nazara alınmadan eksik incelemeyle yetersiz bilirkişi raporuna bağlı kalınarak hükme varılması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy