(647 S. K. m. 4) (1412 S. K. m. 343)
Dava: Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık Veysel'in TCK.'nun 455/1, 59/1, 72; 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 18 ay hapis, 500.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, (Akçaabat Asliye Ceza Mahkemesi)'nin 16.10.1995 gün ve 1995/150-325 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 25.03.1996 gün ve 5973 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C. Başsavcılığı'nın 29.03.1996 güon ve 34178 sayılı ihbarnamesiyle Daireye gönderilmekle okundu.
Mezkur ihbarnamede;
Taksirli suç işleyen ve sabıka kaydı bulunmadığı anlaşılan sanığın, dosya içeriğine göre belirgin olumsuz bir halinin de olmadığı halde, takdirin dayanağı açıklanmadan sadece oluş ve kişiliğinden bahisle 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin uygulanmamış olunmasında isabet görülmediğinden, CMUK.'nun 343. maddesi uyarınca alınan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
Karar: Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek ve ruhsatsız tabanca taşımak suçlarından sanık Veysel'in 6136 sayılı Kanunun 13/1 ve 59. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 250.000 lira ağır para cezası, TCK.'nun 455/1 ve 59. maddeleri gereğince de 1 yıl 8 ay hapis ve 250.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına (Hadisenin oluşuna, suçun işleni;ş tarzına, sanığın kişiliğine göre..) de 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş olup, Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşen bu karar aleyhine, (Taksirli suç işleyen ve sabıka kaydı bulunmadığı anlaşılan sanığın, dosya içeriğine göre belirgin olumsuz bir halinin de olmadığı halde, tadirin dayanağı açıklanmadan sadece oluş ve kişiliğinden bahisle 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin uygulanmamış olunmasında..) isabetsizlik bulunduğundan bahisle yazılı emir yoluyla bozma istenilmiştir.
İstek, 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin uygulanması ve bu yönden mahkemenin takdirinin dayandığı gerekçenin yeterliliği ve yerindeliği ile ilgilidir.
Karar, 647 sayılı Kanunun 4. maddesi konuyla ilgili olarak, (... cezalar suçlunun kişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre mahkemece... çevrilebilir... taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hürriyeti bağlayıcı ceza uzun süreli de olsa fail hakkında bu maddenin ilk fıkrasının (1) numaralı bendin hükmü uygulanabilir) hükmünü taşımakta olup, cezaların şahsileştirilmesi ile ilgili olan uygulamanın mahkemece yapılmasını öngörmektedir. Dolayısıyla uygulanması hakimin takdir alanı içinde olan, fail için bir hak teşkil etmeyen, objektif esaslara dayanan, ancak olay failine göre değerlendirilmesi gereken, bu nedenle de mahkemece gözetilebilen bir içeriği taşımaktadır.
Bu yapısı dolayısıyla temyiz yoluyla incelenmelerde; dosyadaki bilgilerin yasa hükmünün gösteridği ölçütler çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilmediğine yönelik olup, bu nedenden kaynaklanan bozma kararlarında mahkemeleri bağlayıcı değil uyarıcı bir maksat da taşımakta ve neticede, bu yönden son çözüme yine yargılamayı yapan, kararı veren hakim ulaşmaktadır.
CMUK.'nun 343. maddesinde düzenlenen yazılı emir ise; olağanüstü bir kanun yolu olup, esası çözümleyen kararlarda yeniden yargılama olanağı vermemekte, maddede de gösterilen ve Yargıtay'ın verebileceği karartürleri itibarıyla doğrudan hakimin değerlendirme ve takrdirine bırakılan hususlarda karar verme yetkisi de bulunmamaktadır.
Sonuç: 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin mahkemelerce uygulanabilirliği ve yazılı emirle ilgili düzenleme itibarıyla, İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 28.12.1977 tarih ve 1977/3-2 sayılı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.1985 tarih ve 453/201 sayılı ve benzeri olan 647 sayılı Kanunun 6. maddesi ile ilgili kararlarında belirtildiği gibi kabul edi etmemek, mahkemenin takdirine bağlı istekler hakkında verilen karar, yazılı emir konusu olamayacağı gibi, gerekçesi gösterilerek yapılan uygulamadaki takdirin yerinde olup olmadığının yazılı emir yoluyla incelenmesi de mümkün olmadığından, yazılı emre atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteğinin (REDDİNE), 15.04.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(YKD EKİM 1996)
Full & Egal Universal Law Academy