(1593 S. K. m. 181, 199) (560 S. KHK. m. 12, 18, 21)
Tedbirsizlik sonucu halkın sağlığını bozmak suçundan sanık Arif S. ve Rahmi T. haklarında yapılan yargılamaları sonunda; mahkumiyetlerine dair Denizli/Bozkurt Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 10.05.2000 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Mahalli C.Savcısı ve sanık Arif tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 15.03.2002 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği düşünüldü;
Bütün gıda maddelerinin üretiminden tüketimine kadarki tüm aşamalarda uygulanacak veya uyulacak esaslar 1593 sayılı kanunun 181-199. maddelerinde, 1593 Sayılı Kanunun 199. maddesi gereğince çıkarılan Gıda Maddeleri Tüzüğü, Sağlık Bakanlığınca çıkarılan genel sağlığı ilgilendiren Yönetmelikler ve Türk Standartları Enstitüsü tarafından çıkarılıp yayınlanan gıdalara ilişkin standartlar ile düzenlenmekte iken; 8.6.1995 tarihli ve 4113 sayılı Yetki Kanununa istinaden çıkarılan ve 28.6.1995 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 560 sayılı K.H.K. ile gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesi yeniden düzenlenmiştir.
Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 21. maddesiyle 1593 sayılı kanunun 8.babının, getirilen düzenlemelere aykırılık gösteren hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiş ise de düzenlemelerin bu babda yer alan 181-199. maddeleri aykırılığının bulunmaması, yeni düzenleme ile çıkarılması gereken Yönetmelik ve tebliğlerin tamamının henüz çıkarılmamış olması karşısında gıda maddelerine ilişin önceki tüm düzenlemelerin de tamamlayıcı olarak yürürlükte bulunduğunun kabulü ve her iki düzenlemede de yer alması halinde 16.11.1997 tarihinden önce lehe olma durumuna göre değerlendirme yapılması, daha sonraki tarihlerde ise yeni düzenlemelerde hüküm varsa bu düzenlemelerin nazara alınması gerekecektir.
560 sayılı K.H.K.ye 4128 Sayılı Kanunla eklenen 18. maddesinin A fıkrasında ceza hükümleri gösterilmiştir. Bu maddede bazı aykırılıklar için idari para cezası, bazı aykırılıklar içinde ağır para cezası öngörülmektedir.
Türk Gıda Kodeksinin yürürlüğe girdiği 16.11.1997 tarihinden sonra işlenen suçlarda kararnamenin 18. maddesinin A fıkrasında öngörülen cezai müeyyidelerin uygulanması gerekeceği açıktır. Ancak, 16.11.1997 tarihinden önce işlenen suçlarda aykırılığın saptanmasından sonra, önce eylemin hangi madde gereğince cezalandırılması gerekeceği, kararnamenin 18. maddesinin A fıkrasının hangi bendine uyduğu saptanıp, TCK. nun 2. ve 11. maddeleri de nazara alınarak sanık lehine uygulama yapılması gerekecektir.
560 Sayılı K.H.K.nin 12. maddesinin (b) bendi kodekse aykırı üretimi, (c) bendi ise sağlığa zarar verici şekilde üretimi yasaklamış, 18. maddesinin A fıkrasının (g) bendi ise müeyyidesini göstermiştir.
Bu durumda, şehir şebeke suyuna klorak maddesi yerine hidroklorik asit karıştırılmak suretiyle sağlığa az veya çok zarar verecek derecede bozulmasına neden olmak olarak gösterilen sanıkların eyleminin 560 Sayılı K.H.K.ye 4128 Sayılı Kanunla eklenen 18. maddesinin A fıkrasının (g) bendine uyduğu ve önödemeye tabi olduğu nazara alınarak buna göre uygulama yapılması lüzumu, bozmayı gerektirmiş Mahalli Savcı ve sanık Arif'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 15.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy