(4250 S. K. m. 1, 19, 28, 31) (4619 S. K. m. 4)
Ruhsatsız açık içki satışı yapmak suretiyle yetkili merciilerce verilen emirlere riayetsizlikten sanık Ahmet Hamdi'nin yapılan yargılaması sonunda; beraatine dair İzmir Sekizinci Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 10.9.1998 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili tarafından süresinde dilekçeyle istenmek ve dava evrakı C. Başsavcılığının 8.1.2001 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği düşünüldü:
Sanığın eyleminin 4250 sayılı Kanunun 19. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Tekel İdaresinden İçki Satış izni almamak olarak gösterilmesine, 4250 sayılı Kanunun muhtelif maddelerini yeniden düzenleyen ve 20.1.2001 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4619 sayılı Kanunun 4. maddesi ile söz konusu Kanunun 28. maddesinde yeniden müeyyide öngörülmüş olmasına ve bu müeyyidenin Kanunun 31. maddesinin uygulama yerini de ortadan kaldırmasına, yeniden konulan ve lehe olan yaptırım ağır para cezası olması nedeniyle beş yıllık dava zamanaşımına tabi olmasına binaen tebliğnamedeki zamanaşımına değinen görüşe katılınmamıştır. Ancak,
Sanık hakkında yetkili merciilerin emirlerine muhalefet suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 4250 sayılı Kanunun 31. maddesine uyduğu ve bu maddenin 560 sayılı KHK.nin 21. maddesi ile kaldırılması sonucu eylemin müeyyidesiz kaldığından bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; söz konusu Kanunun 4619 sayılı Kanunla değişik 28. maddesinin uygulama yeri itibariyle,
4616 sayılı (23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun)'un 22.12.2000 tarihinde 24268 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi karşısında;
Uygulama maddesinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı, suç tarihinin 23 Nisan 1999'dan önceye ait olması ve sanığa yükletilen suçun Kanunun 1. maddesi 5. fıkrasındaki kapsam dışı suçlar içinde yer almaması gözetilerek, 6. fıkrasında öngörülen koşullar araştırıldıktan sonra 4. fıkrası uyarınca davanın ertelenmesine yer olup olmadığının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 01.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy