(4250 S. K. m. 19, 31) (2559 S. K. m. 7) (560 S. K.H.K. m. 21)
Dava: İzinsiz içki satmak suretiyle yetkili mercilerce verilen emirlere aykırı hareketten sanık V.M.'nun yapılan yargılaması sonunda; mahkumiyetine dair Aksaray Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 14.12.1999 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı tarafından süresinde dilekçeyle istenmek ve dava evrakı C.Başsavcılığının 21.03.2000 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği düşünüldü;
Karar: Sanığın eylemi izin sınırını aşarak açık olarak içki içilmesine izin vermek olarak gösterilmiştir.
4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler Kanununun 19. maddesinin 2. fıkrası, Açık olarak satanlar 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun 7.maddesine göre en büyük mülki amirden, içki yerleri için aranan ruhsatı almaya mecburdurlar hükmünü içermekte, Kanunun 31.maddesi de aykırılığın yaptırımını göstermektedir.
28.6.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak, yürürlüğe giren 560 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 21.maddesinde, 4250 Sayılı Kanunun 31.maddesinin yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiş ise de, Anayasa'nın 91.maddesi uyarınca Kanun Hükmünde Kararname ile temel haklarla ilgili düzenleme yapılamaması sebebiyle bir ceza hükmünün bu yolla konulması veya kaldırılmasının da olanaklı bulunmadığından hareketle söz konusu kanun hükmünün K.H.K ile kaldırılamayacağına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları doğrultusunda 4250 Sayılı Kanunun 31.maddesinin uygulanması sürdürülmüştür. Ancak;
23.l.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4619 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle, 4250 Sayılı Kanunun 19.maddesinin 3 ve 4.fıkraları değiştirildikten sonra 4. maddesiyle de 28.maddesi değiştirilerek, 19.maddenin l, 3 ve 4.fıkralarına aykırı davrananlara yaptırımlar öngörmesi, 5.maddede yürürlükten kaldırılan 4250 Sayılı Kanun hükümleri arasında 31.maddeye yer verilmemesi, yasama iradesinin 31.maddenin yürürlükten kaldırıldığını belirten KHK. nin 21.maddesi kuralının kabul ve doğrulanması şeklinde tezahür ettiğini göstermektedir.
Açıklanan sebeplerle 4250 Sayılı Kanunun 19.maddesinin 2. fıkrasına aykırılık oluşturan eylem dolayısıyla, sözü edilen 31. maddenin uygulama olanağının kalmadığı ancak 2809 sayılı Kanun ile bu kanuna göre çıkarılan yönetmeliğin 95.maddesinde idari yaptırımlar öngörmesi ve bu yaptırımın uygulanmasının da idari mercie ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasen uygulama yeri olmayan TCK'nun 526/l. maddesinden hareketle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepten dolayı değişik gerekçe ile istem gibi BOZULMASINA, 16.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy