(2709 S. K. m. 91) (4250 S. K. m. 19, 31) (2559 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 526) (560 S. KHK. m. 21)
Dava: Yetkili mercilerce verilen emirlere aykırı hareket suçundan sanık Ali Çamurcu'nun yapılan yargılaması sonucunda, mahkumiyetine dair Vezirköprü Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 19.7.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi O Yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 161856 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın eylemi, açık içki satışı için ruhsatı bulunmadığı halde açık içki satmak olarak gösterilmiştir.
4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler Kanunu'nun 19. maddesinin 2. fıkrası, Açık olarak satanlar 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 7. maddesine göre en büyük mülki amirden, içki yerleri için aranan ruhsatı almaya mecburdurlar hükmünü içermekte, Kanunun 31. maddesi de aykırılığın yaptırımını göstermektedir.
28.6.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe giren 560 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 21. maddesinde, 4250 Sayılı Kanunun 31. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiş ise de, Anayasa'nın 91. maddesi uyarınca Kanun Hükmünde Kararname ile temel haklarla ilgili düzenleme yapılamaması sebebiyle bir ceza hükmünün bu yolla konulması veya kaldırılmasının da olanaklı bulunmadığından hareketle söz konusu kanun hükmünün K.H.K ile kaldırılamayacağına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları doğrultusunda 4250 Sayılı Kanunun 31. maddesinin uygulanması sürdürülmüştür.
Ancak;
23.1.2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4619 Sayılı Kanunun 3. maddesiyle, 4250 Sayılı Kanunun 19. maddesinin 3 ve 4.fıkraları değiştirildikten sonra 4. maddesiyle de 28.maddesi değiştirilerek, 19. maddenin 1, 3 ve 4. fıkralarına aykırı davrananlara yaptırımlar öngörmesi, 5. maddede yürürlükten kaldırılan 4250 Sayılı Kanun hükümleri arasında 31. maddeye yer verilmemesi, yasama iradesinin 31. maddenin yürürlükten kaldırıldığını belirten K.H.K.nin 21. maddesi kuralının kabul ve doğrulanması şeklinde tezahür ettiğini göstermektedir.
Açıklanan sebeplerle 4250 Sayılı Kanunun 19. maddesinin 2. fıkrasına aykırılık oluşturan eylem dolayısıyla, sözü edilen 31. maddenin uygulama olanağının kalmadığı ancak 2559 Sayılı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkrasındaki izin alınmadan açılan bu gibi yerler polis tarafından kapatılır hükmünün uygulanabileceği ve bu yaptırımın uygulanmasının da idari mercie ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasen uygulama yeri olmayan TCK. nun 526/1. maddesinden hareketle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy