(2709 S. K. m. 91) (4250 S. K. m. 19, 28, 31) (2559 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 2, 11, 526)
Dava: Ruhsatsız olarak köfte dükkanında içki satmak suretiyle yetkili mercilerce verilen emirlere riayetsizlikten sanık Bilgin Ertin'in yapılan yargılaması sonunda, mahkumiyetine dair Lüleburgaz Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 19.12.2000 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı tarafından süresinde dilekçeyle istenmekle ve dava evrakı C.Başsavcılığının 08.10.2001 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği düşünüldü;
Karar: 17.6.1999 tarihli tutanakla, köfteci dükkanı işleten sanığın, tekel bayiliği belgesi ve içki ruhsatı olmadığı halde müşterilerine açık içki verdiğinin saptanması üzerine, ruhsatsız içki sattığından bahisle kamu davası açılmıştır.
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası, her türlü ispirtolu içki satmak isteyenleri, Tekel İdaresinden ruhsat almaya mecbur kılmış, ispirtolu içkileri açık olarak satanların 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 7. maddesine göre en büyük mülki amirden, içki yerleri için aranan ruhsatı almalarını öngörmüştür.
Bu nedenle, ispirtolu içki satanların tekel idaresinden ruhsat almaları gerektiği gibi bu ruhsatı haiz olanların ispirtolu içki satışını açık yapabilmeleri ayrıca mülki amirden belirtilen kanun hükmü uyarınca ruhsat almayı da zorunlu kılmaktadır.
4250 sayılı Kanunun 19. maddesine aykırılık 31. maddesinde müeyyideye bağlanmıştır. Her ne kadar 28.6.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 21. maddesinde bu maddenin kaldırıldığı belirtilmiş ise de, Anayasanın 91. maddesi uyarınca Kanun Hükmünde Kararname ile temel haklarla ilgili düzenleme yapılamaması sebebiyle bu yolla bir ceza hükmünün konulması veya kaldırılmasının mümkün olmadığı, nitekim bir çok Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında da bu hususun vurgulandığı gözetilerek maddenin yürürlüğü sürmüştür.
Ancak, 23.1.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4619 sayılı Kanunun 3. maddesiyle 4250 sayılı Kanunun 19. maddesinin 3 ve 4. fıkraları değiştirildikten sonra 4. maddesiyle de 28. maddesi değiştirilerek, 19. maddenin 1, 3 ve 4. fıkralarına aykırı davrananlara yaptırımlar öngörmesi, 5. madde de yürürlükten kaldırılan hükümler arasında 31. maddeye yer verilmemesi, yasama iradesinin 31. maddenin yürürlükten kaldırıldığını belirten K.H.K.nin 21. maddesindeki kuralın kabul ve doğrulanması şeklinde belirmektedir. Diğer taraftan, kanunun 19. maddesinin 1.fıkrasına aykırılığın yaptırımının ağır para cezasından ibaret olması T.C.K.nun 2 ve 11. maddeleri uyarınca lehe hüküm niteliğinde olduğu gibi maddenin 2. fıkrasına aykırılık için ayrıca yaptırım öngörülmeyip 2559 sayılı Kanunun 7. maddesinde gösterilen ve idari nitelikte olan kapatma yaptırımının yeterli görülmesi de lehe bir uygulama olarak görünmektedir.
Açıklanan sebeplerle, ispirtolu içki satmak için tekel idaresinden ruhsat almamak suretiyle Kanunun 19. maddesinin 1.fıkrasına aykırı davrananlar hakkında 4619 sayılı kanunla değişik 28. maddenin uygulanması, tekel idaresinden ruhsat almış olmakla beraber açık içki satışı için en büyük mülki amirden izin almayarak maddenin 2.fıkrasına aykırı hareket edenler için de 2559 sayılı kanun uyarınca sadece polis tarafından kapatma yaptırımının uygulanması gerekecektir.
Dosyaya bakıldığında, sanığın ispirtolu içki satışı için tekel idaresinden alınmış ruhsatı olmadığı gibi açık içki satışı için mülki amirlikten alınmış izni de olmadığı görüldüğünden, tekel idaresinden ruhsat almayan sanık için Kanunun değişik 28. maddesinin uygulanması, açık içki satışı izninin alınmamış olması halinin değerlendirilmesinin ise idare tarafından yapılması gerektiği halde kanunla düzenlenen ve yaptırımları da gösterilmiş hallerde uygulama yeri bulunmayan T.C.K. nun 526/1. maddesiyle hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de, T.C.K. nun 526/1. maddesinde asgari 3 ay hafif hapis cezası öngörüldüğü halde 1 ay olarak noksan cezaya hükmedilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O yer C. Savcısının temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün, sonuçta istem gibi, bozulmasına 25.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy