(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 102, 456, 482) (1412 S. K. m. 257, 322) (5271 S. K. m. 253, 254)
Dava: Saldırgan sarhoşluk, sövme ve müessir fiil suçlarından sanık İsmail Öztürk'ün yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 25.5.2001 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 26.5.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1-Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK.nun 7 ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi gözetilerek,
Sanığa atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 Sayılı TCK.nun 102/5. maddesine göre hesaplanan 2 yıllık zamanaşımının mahkumiyet hükmü ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, hükmün BOZULMASINA, 1412 Sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Sanık hakkında sövme ve kasten yaralama suçlarından açılan kamu davalarının yapılan yargılamaları sonucunda;eylemlerinin 765 sayılı TCK.nun 456/4 ve 482/3(iki kez). maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükümlerin sanık tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;
Tekerrüre esas alınan ilamın infaz tarihinden itibaren beş yıllık süre içinde sanığın yeniden suç işlediği ve tekerrür şartlarının oluştuğu anlaşılmakla tebliğnamedeki (2) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ancak;
1- 1412 Sayılı CMUK.nun 257. maddesine göre hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olduğunun belirtilmiş olması karşısında,sanığın müşteki Fadime Türkmen'e karşı sövme eylemi nedeniyle iddianamede açıklama yapılmadığı ve bu nedenle bu suçtan dava açılmadığı gözetilmeden bu suçtanda sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
2- 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise,failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9. maddesinde ise,lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5328 Sayılı Kanunla değişik 86. maddesinin 2.fıkrasında düzenlenen ve sanık Basri'nin eylemine uyan kasten yaralama eyleminin aynı maddenin 3. fıkrasında açıklanan hallerde işlenmesi durumu hariç olmak üzere, aynı kanunun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun ise,131/1.maddesi gereğince kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali hariç olmak üzere soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurların şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73. maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş,sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA,17.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy