(5237 S. K. m. 7, 73, 86) (5252 S. K. m. 9, 12) (5271 S. K. m. 253, 254) (765 S. K. m. 102, 456)
Dava: Müessir fiil, saldırgan sarhoşluk ve silahla müessir fiile teşebbüs suçlarından sanıklar Servet Aşkın, Metin Şahin ve Yılmaz Gökçe'nin yapılan yargılamaları sonucunda; mahkumiyetlerine dair Çine Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 27.12.2002 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanıklar tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 25.12.2003 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1- Sanık Metin Şahin'in 20.01.2003 tarihinde tebliğ edilen hükmü CMUK'nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra temyiz ettiği anlaşıldığından temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi uyarınca Reddine,
2- Sanıklar Yılmaz Gökçe ve Servet Aşkın haklarında saldırgan sarhoşluk suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde, hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 7. ve 5252 sayılı kanunun 9. maddeleri gözetilerek, sanıklara atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK'nun 102/5 maddesine göre hesaplanan iki yıllık zamanaşımının mahkumiyet hükmü ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla hükümlerin bozulmasına 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca sanıklar haklarındaki kamu davalarının ortadan kaldırılmasına,
Sanıklar Yılmaz Gökçe ve Servet Aşkın haklarında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eylemlerinin 765 Sayılı TCK.nun 456/4 maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükümde,suç niteliklerinin belirlenmesinde ve uygulanan kanun maddesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca l.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 5328 Sayılı Kanunla değişik 86. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve sanığın eylemine uyan kasten yaralama suçunun aynı maddenin 3. fıkrasında açıklanan hallerde işlenmesi durumu hariç olmak üzere, soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73. maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 12.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy