(765 S. K. m. 456, 457) (647 S. K. m. 5) (6183 S. K. m. 51) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9, 12)
Dava: Silahla müessir fiil suçundan sanık Aslan Buzdağ'ın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Araklı Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 02.07.2003 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi o yer C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 15.09.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: Sanık hakkında silahla müessir fiil suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, eylemin 765 Sayılı TCK.nun 456/4. ve 457/1. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün O Yer C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
1) Mağdur ve tanık Hatice Buzdağ'ın 11.10.2002 tarihinde talimatla alınan beyanlarında, sanığın psikolojik rahatsızlığı bulunduğunu ve kendisine şizofreni teşhisi konulduğunu ifade etmeleri karşısında, sanığın suç tarihinde işlediği silahla müessir fiil suçu bakımından cezai ehliyetinin tam olup olmadığı hususunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı veya Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayın ve takdiri gerekirken Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trabzon Şube Müdürlüğünden alınan yetersiz rapor hükme esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Mağdur, sanık ve tanığın, mağdurun sanığın oğlu olduğunu beyan etmeleri karşısında, aile nüfus kayıt tablosu getirtilerek sonucuna göre, oğluna karşı müessir fiil suçunu işleyen sanığın cezasında TCK.nun 457/2. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, mağdurun şikayetten vazgeçtiğinden bahisle akrabalık nedeniyle artırım yapılmaması,
3) Suç tarihinden sonra 15.01.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve sanık aleyhine olan 4786 sayılı kanunun 1. maddesi ile 647 sayılı kanunun 5. maddesine eklenen fıkra uyarınca ödenmeyen para cezasına, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4) 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 21.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy