(765 S. K. m. 457)
Dava: Silahla etkili eyleme tam teşebbüs, tehdit ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Sebahattin Fidan'ın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Enez Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 14.10.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık ve o yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 15.10.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: I- Yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçesinde hakim havalesi bulunmadığı gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına dosya gönderme formunun düzenlenme tarihi itibariyle de temyiz süresi geçmiş olduğu anlaşılmakla Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi gereğince reddine,
II- Sanık hakkında saldırgan sarhoşluk suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun 7. ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddesi gözetilerek;
Sanığa atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle tabi olduğu 765 sayılı T.C.K.'nun 102/5. maddesine göre hesaplanan 2 yıllık asli zamanaşımının mahkumiyet kararı ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, hükmün BOZULMASINA;
1412 sayılı C.M.U.K.'nun 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının ortadan kaldırılmasına,
III- Sanık hakkında silahla etkili eyleme tam teşebbüs ve tehdit suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 765 Sayılı TCK. nun 456/4, 62, 457/1, 191. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
Sanığın öz kardeşine bıçakla etkili eyleme tam teşebbüste bulunduğu halde mağdurun şikayetten vazgeçmesinin suç vasfını değiştirmeyeceği ve hem akrabalık hem de silah vasfından dolayı 765 sayılı TCK. nun 457/1.maddesinin ayrı ayrı iki kez uygulanması gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde bir kez uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca l.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy