(1412 S. K. m. 135, 136, 137, 138, 310, 317) (765 S. K. m. 61, 308) (5237 S. K. m. 7, 73) (5252 S. K. m. 9, 12) (5320 S. K. m. 18) (5271 S. K. m. 253, 254) (5395 S. K. m. 48)
Dava: Müessir fiilde bulunarak ihkak-ı hak suçundan sanıklar Hanifi Yılmaz, Ahmet Yılmaz ve Döndü Yılmaz'ın yapılan yargılamaları sonucunda; mahkumiyetlerine dair Düziçi Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 1.7.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar ve o yer C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığı'nın 10.11.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1- Yüzüne karşı 01.07.2003 tarihinde tefhim olunan hükmü CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz eden sanık Hanifi'nin temyiz istemenin aynı Kanunun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanıklar hakkında müessir fiilde bulunarak ihkak-ı hak suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eylemlerinin TCK.nun 308/2. maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanıklar Ahmet, Döndü ve o yer C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde;
a) Alacaklı olduklarını iddia ettikleri paranın müşteki tarafından ödenmemesi üzerine onu darp eden sanıkların eylemlerinin TCK.nun 308/3 ve 61. maddelerindeki suçu oluşturduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
b) Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan sanık Ahmet Yılmaz'a CMUK.nun 135-138. maddeleri uyarınca zorunlu müdafii atanmadan yargılanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
c) Sanık Hanifi Yılmaz'ın Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen ilamının tecile engel olduğu gözetilmeyerek verilen cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
d) 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 18. maddesi ile de, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmış, 5237 sayılı TCK.nun 73/8. maddesinde şikayete bağlı suçlarda mağdur ile failin uzlaşması halinde açılan kamu davasının düşürülmesine karar verileceği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddelerinde ise uzlaştırma işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin kurallar düzenlenmiştir.
15.07.2005 gün ve 25876 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 48. maddesi ile de 2253 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılarak, çocuklara özgü yargılamanın ne şekilde yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş ve lehe hükümler getirilmiştir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ile 5252 sayılı Kanunun 9. maddesi ve 5395 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Ahmet ve Döndü ile o yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 12.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy