(765 S. K. m. 459) (5237 S. K. m. 7, 73, 89) (5252 S. K. m. 9, 12) (5320 S. K. m. 18) (5271 S. K. m. 253, 254)
Dava: Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan sanıklar Cengiz Demir ve Cemil Aslan'ın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Gaziantep 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 21.10.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 21.01.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: Hükümden sonra 12.10.2004 gün ve 2561 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 89.maddesiyle düzenlenen ve sanığa atılı taksirle yaralama suçunun aynı maddenin 5.fıkrası gereğince bilinçli taksir hali hariç olmak üzere, soruşturması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı kılınması, aynı Kanunun 73/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8.maddelerinde, suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi halinde davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğinin öngörülmesine ve mağdurun da şikayetçi olmaması nedeniyle zorunlu olarak bozmayı gerektirdiğinden sanık Cengiz Demir'in temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi gereğince bozulmasına, aynı Kanunun 322.maddesine göre bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5237 sayılı TCK'nun 73/4 ve 5271 sayılı CMUK'nun 223/8.maddeleri uyarınca sanık Cengiz Demir hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine,
Sanık Cemil Aslan hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Sanık hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesi yaralamaya sebebiyet vermek suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eyleminin 765 Sayılı TCK.nun 459/2 maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9.maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12.maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca l.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18.maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 89.maddesinde düzenlenen ve sanığın eylemine uyan taksirle yaralama eyleminin aynı maddenin 5.fıkrası gereğince bilinçli taksir hali hariç olmak üzere soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73.maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254.maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 7.maddesi ile 5252 Sayılı Kanununun 9.maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy