(5237 S. K. m. 7, 86, 73, 125, 131) (5271 S. K. m. 253, 254) (5252 S. K. m. 9, 12) (765 S. K. m. 102, 456, 482, 483, 484, 485)
Dava: Sövme ve müessir fiil suçlarından sanık Nurettin Tok ile sövme, müessir fiil ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Fehim Turgut'un yapılan yargılamaları sonucunda; mahkumiyetlerine dair Uzundere Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 16.9.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar ve o yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 17.12.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1- Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK. nun 7 ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi gözetilerek,
Sanık Fehim Turgut'a atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 Sayılı TCK. nun 102/5. maddesine göre hesaplanan 2 yıllık zamanaşımının mahkumiyet hükmü ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, hükmün BOZULMASINA, 1412 Sayılı CMUK. nun 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Sanıklar hakkında sövme ve müessir fiil suçlarından açılan kamu davalarının yapılan yargılamaları sonucunda; eylemlerinin sanık Fehim için 765 sayılı TCK. nun 456/4, 482/3, sanık Nurettin için aynı kanunun 456/4-51/1, 482/3-485/1. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükümlerin sanıklar ve o yer C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde;
Sanık Nurettin'in yeniden usulüne uygun olarak savunmasının alınması ve talimatla ifadesi alınan tanığın beyanının hükme esas alınmaması nedenleriyle tebliğnamedeki (1) nolu bozma düşencesine iştirak edilmemiştir. Ancak;
a- Sanıkların karşılık olarak birbirlerine sövdüklerinin anlaşılmasına göre haklarında 765 sayılı TCK. nun 485/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b- 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca l.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 5328 Sayılı Kanunla değişik 86. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve sanığın eylemine uyan kasten yaralama suçunun aynı maddenin 3. fıkrasında açıklanan hallerde işlenmesi durumu hariç olmak üzere, aynı kanunun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun ise 131/1. maddesi gereğince kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali hariç olmak üzere soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73. maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 19.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy