(765 S. K. m. 456) (5237 S. K. m. 7, 73) (5271 S. K. m. 253, 254) (5252 S. K. m. 9, 12) (5320 S. K. m. 18)
Dava: Kasten yaralama suçundan sanık Ömer Bilik ve Zekariya Birlik'in yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Boğazlıyan Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 26.12.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi o yer C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 28.12.2003 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: Sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, eyleminin 765 sayılı TCK'nun 456/4. maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün o yer C.Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde,
a) Müşteki Resul Öncü hakkında Boğazlıyan Devlet Hastanesinden verilen 18.03.2002 tarih ve 247 sayılı raporda, olay nedeniyle hayati tehlike geçirdiği belirtildiği halde, SSK Kayseri Bölge Hastanesinden verilen 20.03.2002 tarihli raporda hayati tehlike geçirmediğinin ve 7 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığının belirtilmesi karşısında, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için olay nedeniyle müştekinin hayati tehlike geçirip geçirmediği ve kaç gün iş ve güçten kaldığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sonucuna göre, görev durumu da gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a) Sanık Ömer Bilik'in ana adının Lemon yerine Leman olarak, sanık Zekariya Bilik'in ise adının Zekariya yerine Zekeriya,ana adının da Lemon yerine Leman olarak yanlış yazıldığı adli sicil kayıtlarının hükme esas alınması,
b) 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca l.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmış, 5237 Sayılı 73/8. maddesinde şikayete bağlı suçlarda mağdur ile failin uzlaşması halinde açılan kamu davasının düşürülmesine karar verileceği, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddelerinde ise uzlaştırma işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin kurallar düzenlenmiştir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy