(765 S. K. m. 455) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (5320 S. K. m. 18)
Dava: Tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesi ölüme sebebiyet vermek suçundan sanık S. K.'ın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Kırşehir Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 07.11.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 2003/44979 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: Sanık hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesi ölüme sebebiyet vermek suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 765 Sayılı TCK. nun 455/1. maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Suç tarihinde sanık yönetimindeki araç ile meskun mahalde seyir halinde iken okul önünde bekleyen öğrencileri gördüğünde hızını kontrol ederek seyrini sürdürürken 10 yaşında ölen Bilal Tad okul çantasını sırtına almaya çalışırken ve diğer nedenlerle dengesini kaybederek başı aracın sağ arka tekerinin altına gelecek şekilde aracın altına düştüğü ve sağ arka tekerin başının üzerinden geçmesi suretiyle öldüğü olayda görgü tanıkları Ramazan Şenlik ve Çağatay Gaymaz'ın beyanları ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın olayın oluşuna etki eden davranışını ve ani gelişen olayda alabileceği önlem de bulunmadığı bu haliyle kusurunun bulunmadığı ve dosya içerisindeki Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin kusur raporunun oluşa uygun olduğu gözetilerek sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken hatalı kabul ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,
2. Kabul ve uygulamaya göre ise;
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca l.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 15.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy