(765 S. K. m. 459) (5237 S. K. m. 7, 87) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan sanıklar Harun Dündar ve Yılmaz Canpolat'ın yapılan yargılamaları sonucunda; Beraatlarına dair Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 22.01.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 2003/49427 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eyleminin 765 sayılı TCK'nun 459/2.maddesi kapsamında değerlendirilerek beraata ilişkin kurulan hükmün müdahil tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;
1- Müdahilin aşamalarda değişmeyen iddiası, tanık Hüseyin Çiftçi'nin iddiayı doğrular yöndeki anlatımı, Ankara Numune Hastanesi Acil Polikliniğinden verilen ve kesin raporun adli tabiplikçe verileceğini bildirir 25.04.2001 tarihli geçici rapor ile Adli tıp Ankara Şube Müdürlüğü tarafından verilen kesin rapor ve müdahil tarafından plakası bildirilen otobüsün, olay saatinde, olayın meydana geldiği hatta seferde olduğunu gösteren EGO Genel Müdürlüğü Otobüs Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan otobüs hareket raporu içeriğinden, müdahilin 25.04.2001 tarihinde saat 13.30 sularında Ulus-Dikmen Atatürk Sitesi istikametinde sefer yapan 60 LNZ 92 plakalı belediye otobüsünden inmek isterken düşerek yaralandığı anlaşılmakla, olayın meydana geldiği saate tekabül eden, saat 12,53'de başlayıp 14.20'de sona eren seferde sürücü olarak bulunan 1601 sürücü kod nolu sürücünün kim olduğu EGO Genel Müdürlüğü Otobüs Dairesi Başkanlığından sorularak tesbit edilmesinden sonra ilgili hakkında bir karar verilmesi gerekirken, olaya ve oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile sanıkların Beraatlarına karar verilmesi,
2- 31.01.2002 ve 21.03.2002 günlü oturumlara ait tutanaklar katip tarafından imzalanmayarak CMUK'nun 264.maddesine aykırı davranılması,
3- 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 7.maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 sayılı TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şeklinde Hakkında Kanunun 9.maddesinde ise lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu Kanunun 12.maddesi ile de 765 sayılı TCK'nun yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanununun 18.maddesi ile de, 1412 sayılı ceza muhakemeleri usulü Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 sayılı TCK'nun 89.maddesinde düzenlenen ve sanığın eylemine uyan taksirle yaralama eyleminin aynı maddenin 5.fıkrası gereğince bilinçli taksir hali hariç olmak üzere soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması halinde Aynı Kanunun 73.maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 sayılı TCK'nun 7.maddesi ile 5252 sayılı TCK'nun 7. maddesi ile 5252 sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş müdahilin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA 16.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy