(765 S. K. m. 188, 191)
Dava: Tehdit, kavgada silah çekmek suçlarından sanıklar Hilmi Şengül, Nihat Şengül'ün yapılan yargılamaları sonucunda; mahkumiyetlerine dair Karataş Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 16.5.2002 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi o yer C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 20.2.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: Sanık Hilmi Şengül hakkında tehdit ve kavgada silah çekme ve sanık Nihat Şengül hakkında tehdit suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 765 Sayılı TCK.nun 191/1, 466/1. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün o yer C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde;
1- Sanık Hilmi Şengül'ün olay sırasında elinde bıçak olduğu halde mağduru seni öldürürüm diyerek tehdit ettiği anlaşılmakla, eyleminin 765 sayılı TCK.nun 188/3. maddesi delaletiyle aynı yasanın 191/2. maddesinde yazılı suç yönünden değerlendirilmesi gerektiği, bu vasfı itibariyle davaya bakmanın ve delilleri takdir etmenin Asliye Ceza Mahkemesinin görevi dahilinde bulunduğu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Oluşa ve kabule göre de, sanıkların müşteki ile aralarında çıkan tartışmada söyledikleri tehdit içeren sözlerin müşteki üzerinde ciddi endişe ve korku yaratabilecek nitelikte olup olmadığı hususu karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
3- 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 21.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy