(5237 S. K. m. 7, 73, 86) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 102, 104, 482) (5271 S. K. m. 253, 254)
Dava: Saldırgan sarhoşluk, sövme suçlarından sanıklar Zeki Yılmaz, Abdurrahman Yılmaz'ın yapılan yargılamaları sonucunda; mahkumiyetlerine dair Şabanözü Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 26.2.2003 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi o yer C. Savcıları tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 26.2.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1- Sanıklar hakkında saldırgan sarhoşluk suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK.nun 7 ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri gözetilerek,
Sanıklara atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK'nun 102/5 ve 104/2. maddelerine göre hesaplanan üç yıllık zamanaşımının suç ve hüküm tarihleri arasında, gerçekleştiği cihetle sanıklar hakkındaki davaların ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirmiş o yer C. Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davalarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Sanık Abdurrahman Yılmaz hakkında sövme suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Sanık hakkında sövme suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eyleminin 765 Sayılı TCK.nun 482/3. maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükümde, suç niteliklerinin belirlenmesinde ve uygulanan kanun maddesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 5328 Sayılı Kanunla değişik 86. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve sanığın eylemine uyan kasten yaralama suçunun aynı maddenin 3. fıkrasında açıklanan hallerde işlenmesi durumu hariç olmak üzere, soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73. maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanununun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer C. Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 22.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy