(1412 S. K. m. 268, 317, 322) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 102, 193, 482) (5395 S. K. m. 48)
Dava: Gündüzleyin konut dokunulmazlığını bozmaya eksik teşebbüs, sövme ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Osman Durdu'nun yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Eğirdir Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 4.3.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi O Yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 8.3.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1) Sanık hakkında söz atmak suçundan kurulmuş temyiz incelemesine konu bir hüküm bulunmadığı ve zamanaşımı süresi içinde mahkemesince her zaman hüküm kurulması mümkün görüldüğünden o yer C.Savcısının bu suçla ilgili konusu bulunmayan temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK. nun 317. maddesi uyarınca reddine,
2) Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun 7. ve 5252 sayılı kanunun 9. maddesi gözetilerek,
Sanığa atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK. nun 102/5. maddesine göre hesaplanan iki yıllık zamanaşımının mahkumiyet hükmü ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; hükmün BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK.322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki saldırgan sarhoşluk suçundan açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına,
3) Sanık hakkında gündüzleyin konut dokunulmazlığını bozmaya teşebbüs ve sövme suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 765 Sayılı TCK. nun 193/1. ve 482/3. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün O Yer C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelenmesinde;
a) Gündüzleyin konut dokunulmazlığını bozmak suçunun teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle sanığın cezasında indirim yapılırken uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle 1412 sayılı CMUK. nun 268/4. maddesine muhalefet edilmesi,
b) 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmış, 5237 Sayılı TCK. nun 73/8. maddesinde şikayete bağlı suçlarda mağdur ile failin uzlaşması halinde açılan kamu davasının düşürülmesine karar verileceği, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddelerinde ise uzlaştırma işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin kurallar düzenlenmiştir.
15.07.2005 gün ve 25876 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 48. maddesi ile de 253 sayılı kanun yürürlükten kaldırılarak, çocuklara özgü yargılamanın ne şekilde yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş ve lehe hükümler getirilmiştir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi ve 5395 sayılı kanun hükümleri uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy