(5237 S. K. m. 7, 73, 86) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 102, 456) (5271 S. K. m. 253, 254)
Dava: Müessir fiil suçundan sanıklar Mehmet Şakrucu, Veli Afacan, Ali Karatağ, İbrahim Karatağ ve Rıza Şakrucu'nun yapılan yargılaması sonucunda; sanıklar Mehmet Şakrucu ve Veli Afacan'ın mahkumiyetlerine ve sanıklar Ali Karatağ, İbrahim Karatağ ve Rıza Şakrucu'nun beraatlerine dair Anar Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 25.12.2002 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi üst C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 26.2.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1) Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 7. ve 5252 sayılı kanunun 9. maddesi gözetilerek,
Sanıklar Ali Karatağ, İbrahim Karatağ ve Rıza Şakrucu'ya atılı müessir fiil suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesine göre hesaplanan beş yıllık zamanaşımının sanıkların sorgularının yapıldığı 11.10.2000 tarihi ve inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; hükmün BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK. 322. maddesi uyarınca Sanıklar Ali Karatağ, İbrahim Karatağ ve Rıza Şakrucu hakkında açılan kamu davalarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2) Sanıklar Mehmet Şakrucu ve Veli Afacan hakkında müessir fiil suçundan açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda eylemlerinin 765 Sayılı TCK.nun 456/4. maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün Üst C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 5328 Sayılı Kanunla değişik 86. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve sanığın eylemine uyan kasten yaralama eyleminin aynı maddenin 3. fıkrasında açıklanan hallerde işlenmesi durumu hariç olmak üzere, soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73. maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, Üst C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy