(765 S. K. m. 191, 460) (5237 S. K. m. 7, 73) (5271 S. K. m. 223) (5252 S. K. m. 9, 12)
Dava: Müessir fiil ve tehdit (iki kez) suçlarından sanık Mahmut Öztürk'ün yapılan yargılaması sonucunda; müessir fiil suçlarından açılan davaların TCK. nun 460. maddesi gereğince düşürülmesine, tehdit suçlarından mahkumiyetine dair Kozaklı Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 19.3.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi O Yer C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 8.4.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1- Sanık hakkında müştekilere karşı işlediği adiyen müessir fiil suçlarından kurulan kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle 765 Sayılı TCK. nun 460. maddesi gereğince düşürülmesine dair hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mağdurların olay nedeniyle iş ve güçten engel olmayacak şekilde yaralandıklarına dair raporlardaki bulgular ve adli tıp uygulamaları ayrıca ve dosyada Asiye isminde mağdurunda bulunmadığı dikkate alınarak tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ancak;
Sanık hakkında müştekilere karşı işlediği adiyen müessir fiil suçlarından açılan kamu davasında mağdurların yargılama sırasında sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtikleri anlaşılmakla kamu davasının 765 Sayılı TCK. nun 460. maddesi gereğince ortadan kaldırılması, yerine düşürülmesine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı ve o yer C.savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 Sayılı CMUK. nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, bu aykırılığın aynı kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 Sayılı TCK. nun 73/4 ve 5271 Sayılı CMK. nun 223/8. maddeleri uyarınca düşürülmesine,
2- Sanık hakkında ölümle tehdit suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 765 sayılı TCK. nun 191/1. maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükümde suç niteliklerinin belirlenmesinde ve uygulanan kanun maddesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
12.10.2004 gün ve 25611 Sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer C.savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 03.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy