(765 S. K. m. 188, 191, 456, 457) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Tehdit, silahla müessir fiil ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Semih Sarıgün'ün yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 2.10.2002 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi üst C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 26.4.2004 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1) Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun 7. ve 5252 sayılı kanunun 9. maddesi gözetilerek,
Sanığa atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK.nun 102/5. maddesine göre hesaplanan iki yıllık zamanaşımının mahkumiyet hükmü ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; hükmün BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK.322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki saldırgan sarhoşluk suçundan açılan kamu davasının Ortadan Kaldırılmasına,
2) Sanık hakkında tehdit ve silahla müessir fiil suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eylemlerinin 765 Sayılı TCK. nun 191/1., 456/4., 457/1. ve 457/1. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün Üst C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
a) Müştekinin ve olayın tek tanığı Özlem Kazan'nın hazırlık aşamasındaki beyanlarına göre; sanığın müştekiyi bana para bul, yoksa seni öldürürüm demek suretiyle tehdit etmekten ibaret eyleminin 765 sayılı TCK. nun 188/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu suçla ilgili davaya bakmanın ve delilleri değerlendirmenin Asliye Ceza Mahkemesinin görevi dahilinde olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden davaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Kabule göre de;12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, Üst C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 1412 sayılı CMUK. nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak şartıyla sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy