(5252 S. K. m. 7, 9) (5237 S. K. m. 7, 179, 180) (765 S. K. m. 565) (5326 S. K. m. 24) (5271 S. K. m. 309)
Dava: Tehlikeli araç kullanmak suçundan sanıklar D. K. ve O. Y. haklarındaki yargılama sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5349 sayılı TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesi gereğince eylemin müeyyidesinin idari para cezasına dönüştürülmesi nedeniyle, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Hilvan C.Başsavcılığına gönderilmesine dair, Hilvan Sulh Ceza Mahkemesinin 15.06.2005 gün ve 2004/101 Esas, 2005/99 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12.10.2005 gün ve 43043 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C.Başsavcılığının 07.11.2005 gün ve 182436 sayılı ihbar namesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkür İhbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesinin başlığı, 5349 sayılı Kanunla Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi olarak değiştirilerek aynı maddenin 1. fıkrasında, Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür. 4. fıkrasında ise Bu madde hükmüne göre, idari para cezasına karar vermeye C.Savcısı yetkilidir hükmüne yer verilmiş ise de, sanığa isnat olunan tehlikeli araç kullanmak suçunun 5326 sayılı Kabahatler Kanununda düzenlenmediği, 5237 sayılı Kanunda ise Trafik güvenliğini tehlikeye sokma başlıklı 179 ve Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma başlıklı 180.maddelerinde düzenlendiği anlaşılmakla, mahkemesince 5237 sayılı TCK.'nun 7.maddesi gereğince öncelikle lehe kanununun tespit edilerek, eylemin suç olmaktan çıkarıldığı kanaatine varılırsa sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği, 5237 sayılı Kanunun 179 ve 180. maddeleri kapsamında kaldığı ve daha aleyhe olduğu düşünülürse bu kez de 765 sayılı TCK'nun 565 ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 24. maddesi nazara alınmak suretiyle mahkemesince bir hüküm kurulmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.
Sanıklar hakkında 28.09.2004 tarihinde işlediği iddia olunan tehlikeli vasıta kullanmak suçundan dolayı acılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, dava konusu eylemin müeyyidesinin idari para cezasına dönüştürüldüğü ve idari para cezası verme yetkisinin Cumhuriyet Savcılığına ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın gereği yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Sanığın dava konusu yapılan eyleminin, 5237 sayılı TCK'da veya 5326 sayılı Kabahatler Kanununda suç olarak düzenlenip düzenlenmediği, düzenleme yok ise eylemin suç olmaktan çıkartılmış olacağı şayet, düzenleme yapılmış ise 5237 Sayılı TCK.'nun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri nazara alınarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yasaya aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu itibarla;
Sonuç: Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Hilvan Sulh Ceza Mahkemesi'nden verilip kesinleşen 15.06.2005 gün ve 101-99 sayılı kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesinin 4. fıkrasının b bendi uyarınca bozulmasına ve müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 13.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy