(5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 7) (5237 S. K. m. 171) (765 S. K. m. 566) (5326 S. K. m. 24)
Dava: Dikkatsizlik ve tedbirsizlikle şahıslara ve eşyaya mühim bir zarar verme suçundan sanık Faruk Bürtür hakkındaki yargılama sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5349 sayılı TCK. nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişik Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesi gereğince eylemin müeyyidesinin idari para cezasına dönüştürülmesi nedeniyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Hilvan C. Başsavcılığına gönderilmesine dair, Hilvan Sulh Ceza Mahkemesinin 22.06.2005 gün ve 2004/20 Esas, 2005/100 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07.10.2005 gün ve 42519 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C. Başsavcılığının 08.11.2005 gün ve 2005/182421 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkur İhbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı TCK. nunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinin başlığı, 5349 sayılı Kanunla Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi olarak değiştirilerek aynı maddenin 1. fıkrasında Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür. 4. fıkrasında ise Bu madde hükmüne göre, idari para cezasına karar vermeye C. Savcısı yetkilidir hükmüne yer verilmiş ise de, sanığa isnat olunan yangın tehlikesine sebebiyet vermek suçunun 5326 sayılı Kabahatler Kanununda düzenlenmediği, 5237 sayılı TCK'nunda ise Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması başlıklı 171. maddesinde başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakamından tehlikeli olacak şekilde taksirle yangına neden olma suçunun düzenlendiği anlaşılmakla, mahkemesince 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi uyarınca öncelikle lehe kanunun tespit edilerek, eylemin suç olmaktan çıkarıldığı kanaatine varılırsa sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği, 5237 sayılı TCK'nun 171. maddesi kapsamında kaldığı ve daha aleyhe olduğu düşünülürse bu kez de 765 sayılı TCK'nun 566 ve 5236 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 24. maddesi nazara alınmak suretiyle mahkemesince bir hüküm kurulmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.
Sanık hakkında 01.02.2005 tarihinde işlediği iddia olunan halkı tehlikeye maruz bırakmak suçundan dolayı acılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, dava konusu eylemin müeyyidesinin idari para cezasına dönüştürüldüğü ve idari para cezası verme yetkisinin Cumhuriyet Savcılığına ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın gereği yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Sanığın dava konusu yapılan eyleminin, 5237 Sayılı TCK'da veya 5326 Sayılı Kabahatler Kanununda suç olarak düzenlenip düzenlenmediği, düzenleme yok ise eylemin suç olmaktan çıkartılmış olacağı şayet, düzenleme yapılmış ise 5237 Sayılı TCK. nun 7 ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri nazara alınarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yasaya aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu itibarla;
Sonuç: Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Hilvan Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 22.06.2005 gün ve 20-100 sayılı kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının b bendi uyarınca bozulmasına ve müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 13.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy