(765 S. K. m. 36, 456/4, 466/2) ( 5237 S. K. m. 7, 73) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Kasten yaralamak ve kavgada silah boşaltmak suçlarından sanık Mehmet Çatak'ın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Y. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 18.3.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık ve müşteki hazine vekili tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 7.2.2005 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: 1- Hazine vekilinin suçta kullanılan tabancanın müsaderesine yönelik temyiz talebinin reddine dair kararın yapılan temyiz incelemesinde;
Temyiz isteminin reddine dair 31.3.2004 gün ve 40-39 sayılı kararda bir isabetsizlik bulunmadığı cihetle, buna yönelik itiraz yerinde görülmediğinden, redde ilişkin kararın istem gibi ONANMASINA,
2- Sanık hakkında kavgada silah boşaltmak ve müessir fiil suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.5.2002 gün ve 2002/4-116 esas 2002/245 sayılı kararında da belirtildiği üzere; zati demirbaş tabancalar, kişinin memuriyeti süresince devlet malı silah sayılamayacağından mahkemece suçta kullanılan Emniyet Genel Müdürlüğünün demirbaşına kayıtlı olmayan bir bedel karşılığında sanığa satılan tabancanın zoralımına karar verilmesinde yasaya aykırılık görülmediğinden tebliğnamedeki bu hususa ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında kavgada silah boşaltmak ve müessir fiil suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eylemin 765 sayılı TCK. nun 466/2, 456/4. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükümde suç niteliklerinin belirlenmesinde ve uygulanan kanun maddesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmış, 5237 Sayılı TCK. nun 73/8. maddesinde şikayete bağlı suçlarda mağdur ile failin uzlaşması halinde açılan kamu davasının düşürülmesine karar verileceği, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddelerinde ise uzlaştırma işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin kurallar düzenlenmiştir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 26.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy