(5237 S. K. m. 179, 180) (765 S. K. m. 565)
Dava: Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanık Selime Dölek'in yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Kozaklı Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 28.09.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca tetkiki sanık tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 21.12.2005 günlü tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 5237 S. TCK. nun 179. maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında ise kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare etmek... suçu tanımlanmıştır. Aynı yasanın 180. maddesinde ise, trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu düzenlenmiş ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmemiştir. 765 s. TCK. nun 565. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçu kasten veya taksirle işlenebildiği halde, 5237 s. TCK. nun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ancak kasten işlenebilen suçlardandır. Bu düzenleme şeklinden, 5237 S. TCK. nun 179. maddesinde tanımlanan suçun kasıtlı işlenen suçlardan olduğu ve bu suçun oluşabilmesi için, aracın kasıtlı olarak kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlike yaratacak bir biçimde sevk ve idare edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Böylece 765 s. TCK. nun 565. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçunun taksirle işlenen biçimine 5237 s. TCK. nunda ve 5326 s. Kabahatler Kanununda yer verilmediği anlaşılmıştır. Koşulları bulunduğu takdirde eylemin 2918 s. yasa kapsamında ayrıca değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Olayımızda sanık kullandığı otomobil ile, park halindeki kamyonun önünden aniden yola çıkan mağdura taksirle çarparak basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebilecek biçimde yaralanmasına neden olmuş, müştekinin şikayetçi olmaması sebebiyle 5237 s. TCK. nun 179/2. maddesi uyarınca dava açılarak aynı madde uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın dava konusu yapılan bu eyleminin 5237 s. TCK. nun 179/2 ve 180. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışıldığında; sanığın açıklanan eyleminin her iki maddede düzenlenen suçu oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. O durumda sanığın dava konusu yapılan eylemi 5237 s. TCK'da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmemektedir.
Sanığın dava konusu yapılan taksirli eyleminin, 5237 s. TCK'da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy