(765 S. K. m. 456, 457, 466) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 253, 254)
Dava: Silahla müessir fiil ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Hasan Oktay ile kavgada silah çekmek ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Fatih Arat'ın yapılan yargılamaları sonucunda; mahkumiyetlerine dair Gökçebey Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 17.11.2003 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 15.02.2005 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: 1- Sanıklar hakkında saldırgan sarhoşluk suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK.nun 7. ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri gözetilerek;
Sanıklara atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu, 765 sayılı TCK.nun 102/5. maddesine göre hesaplanan zamanaşımının mahkumiyet hükmü ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla hükmün BOZULMASINA, CMUK.nun 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının ORTADAN KALDIRILMASINA;
Dosya içeriğine göre; sanık Fatih'e ilişkin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden bu hususa ilişkin bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.
2- Sanık Hakan Oktay hakkında silahla müessir fiil sanık Fatih Arat hakkında da kavgada silah çekmek suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eylemin TCK.nun 456/4, 457/1, 466/1. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde;
a- Esaslı işlemlerin yapıldığı 22.04.2002 ve 09.09.2002 tarihli oturumlara ait duruşma tutanaklarında zabıt katibinin imzasının bulunmaması suretiyle CMUK.nun 264. maddesine muhalefet edilmesi,
b- 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmış, 5237 Sayılı TCK.nun 73/8. maddesinde şikayete bağlı suçlarda mağdur ile failin uzlaşması halinde açılan kamu davasının düşürülmesine karar verileceği, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddelerinde ise uzlaştırma işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin kurallar düzenlenmiştir.
15.07.2005 gün ve 25876 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 48. maddesi ile de 2253 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılarak, çocuklara özgü yargılamanın ne şekilde yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş ve lehe hükümler getirilmiştir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi ve 5395 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 25.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy