(765 S. K. m. 456/4, 467, 482/3) (818 S. K. m. 47)
Dava: Kasten yaralama, sövme suçlarından sanık E.'in yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair A. 3. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 11.12.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii ve şahsi davacı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 21.2.2005 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında kasten yaralama ve sövme suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, eylemin 765 Sayılı TCK. nun 456/4 ve 482/3. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanık müdafii ve şahsi davacı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
1- Sanığa tayin edilen para cezalarının 765 sayılı TCK. nun 72. maddesi gereğince içtiması sırasında hesap hatası sonucu eksik ağır para cezasına hükmedilmesi,
2- Sanık atılı suçlardan mahkum olmasına göre, TCK. nun 467 ve Borçlar Kanununun 47. maddeleri uyarınca tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve olayın özelliği de gözetilerek şahsi davacı lehine takdir olunacak bir manevi tazminata hükmedilesi gerektiği gözetilmeden, şahsi davacının hukuk mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine karar verilmesi,
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 5328 Sayılı Kanunla değişik 86. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve sanığın eylemine uyan kasten yaralama suçunun aynı maddenin 3.fıkrasında açıklanan hallerde işlenmesi durumu hariç olmak üzere aynı kanunun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun ise 131/1. maddesi gereğince kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali hariç olmak üzere soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73. maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve şahsi davacının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 26.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy