(765 S. K. m. 72, 456/4, 457/2) (6183 S. K. m. 51)
Dava: Etkili eylem suçundan sanık Ş. Uğur'un Türk Ceza Kanununun 456/4 (iki kez), 457/2, 72 maddeleri uyarınca 1.336.848.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesinde belirlenen gecikme zammı oranın yarısı nispetinde gecikme zammı uygulanmasına dair Çankırı Sulh Ceza Mahkemesinin 28.5.2004 gün, 2004/209-352 sayılı ceza kararnamesinin kesinleşmesi üzerine, hükümlünün para cezasını ödememesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığınca para cezasının hapse çevrilip infaz edilmesi, gecikme zammının ise 6183 sayılı Kanuna göre tahsili için vergi dairesine yazı yazılmasını müteakip, cezanın hangi tarihte infaz edilmiş sayılacağına dair Ceza Muhakemeleri usulü Kanununun 402. maddesi uyarınca mahkemesinden karar talep edilmesi üzerine, hükmedilen para cezası yanında gecikme zammının da ödendiği tarihte ilamın infaz edilmiş sayılacağına dair aynı mahkemenin 4.10.2004 gün, 2004/209-352 sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin Çankırı Asliye Ceza Mahkemesinin 8.10.2004 gün, 2004/301 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29.12.2004 gün ve 54936 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C.Başsavcılığının 5.1.2002 gün ve 2005/1194 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkur İhbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre, mahkemece 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 5. maddesinin 4. fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkra uyarınca hükmolunan gecikme zammının, para cezasının ödenmemesi halinde getirilen, infaza yönelik bir düzenleme olup, cezai yaptırımı içeren bir husus olmadığı ve tahsilinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca yapılması gerektiği cihetle, asıl cezanın infaz edildiği tarihte infazın tamamlandığının kabulü gerekeceği,
Her ne kadar 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasında; Para cezası Kanunda yazılı hadler arasında tayin olunacak bir miktar paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
08.01.2003 tarihli ve 4786 sayılı kanunun 1. maddesiyle eklenen beşinci fıkrasında; Mahkeme, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir aylık sürenin sona erdiği veya takside bağlanıp da taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi nedeni ile geri kalan miktarının tamamının muaccel olduğu tarihten başlayarak ödenmeyen para cezasına, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına da karar verir.
Yedinci fıkrasında; Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içerisinde para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararıyla bir gün üç milyon lira sayılmak üzere hapsedilir. Artıklar nazara alınmaz. Ancak, üç milyon liradan aşağı hükmolunan para cezaları bir güne çevrilir. Haklarında Türk Ceza Kanununun 54 ve 55. maddeleri ile 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 12. maddesi uygulanmak suretiyle hüküm giyenlerin para cezaları kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilmiş olsa bile hapse çevrilemez. Bu takdirde maddenin son fıkrası hükümleri uygulanır.
Onbirinci fıkrasında; Para cezası yerine çektirilen hapis cezası 3 yılı geçemez. Türk Ceza Kanununun 84. maddesi hükmü saklıdır.
Onüçüncü fıkrasında; Çektirilen hapis süresi para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa geri kalan paranın tahsili için ilam Cumhuriyet Savcılığınca mahallin en büyük mal memurluğuna verilir. Ve mal memurluğunca Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna göre infaz edilir. Hükümleri yer almakta ise de, gecikme zammının hukuki niteliğinin yukarıda belirtilenlerden farklı olduğu, zira 18 yaşından küçüklerin para cezası hapse çevrilmeyerek 6183 sayılı Kanuna göre infaz edilse de infaz edilen para cezası olup, gecikme zammı ise ceza niteliğinde bulunmadığından, mahkemece hükmedilen asıl para cezasının infaz edildiği tarihte, cezanın infazının tamamlanmış sayılacağı, gecikme zammının tahsilinin infaz tarihine esas olamayacağı gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden CMUK. nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.
Sonuç: Yazılı emre dayanan C.Başsavcılığının tebliğnamesindeki düşünce, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görüldüğünden Çankırı Asliye Ceza Mahkemesince itiraz üzerine verilip kesinleşen 8.10.2004 gün ve 2004/301 müt. sayılı kararın CYY. nın 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve diğer işlemlerin yerel makamlarca yerine getirilmesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy