(765 S. K. m. 308) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Kendiliğinden hak almak suçundan sanıklar C., İ., F., M., S. ve M.'in yapılan yargılamaları sonucunda; mahkumiyetlerine dair A. 3. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 11.03.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi o yer C. Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 28.02.2005 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: Sanıklar hakkında kendiliğinden hak almak suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eylemlerinin 765 Sayılı TCK. nun 308/2. maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
Sanıklara atılı silah kullanmak suretiyle tehdit yoluyla kendiliğinden hak almak suçu takibi şikayete bağlı suçlardan olmadığından tebliğnamedeki şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine ilişkin bozma görüşüne iştirak edilmemiştir. Ancak;
1- Sanıklar Canan, İbrahim, Mehmet, Serin ve Melek'in üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli, kesin ve inandırıcı delillerin mevcut olmadığı gözetilmeden beraatları yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2- Kabule göre de,
a) Sanıkların iddia ettikleri haklarını elde edip edemediklerinin araştırılarak eylemlerinin eksik teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının tartışılmaması,
b) Sanıklar Canan, Mehmet, Serin, Fatma ve Melek suça konu bahçede haklarının olduğunu iddia ettikleri halde haklarında 765 Sayılı TCK. nun 308/4. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
c) 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy